Hava çok güzeldi. Deniz pırıl pırıl...
Manzara kaçırılacak gibi değildi.
Evin erkekleri işte bu durumdaydı!
Ve benim günüm vardı "B Tipi"nde; yani Müh. Mimarlar Derneğinde...
Yedik içtik eğlendik.
Fotoğraf çektik.
Böyle poz verdik...Pazar günü bize gelmeleri konusunda anlaştık. Ancak telefonu kapatınca, duramadık. Deniz Kulübü bize komşu sayılır. Kalktık gittik.
İyi ki de öyle yapmışız. Özlem giderdik, ertesi gün buluşmak üzere ayrıldık.Pazar günü sahildeki Çatı'dan gidip aldık. Kızı da geldi, psikolog olmuş, dünya güzeli bir insan.

Geçmişe dalıp gittik. Yitirdiklerimiz için hüzünlendik, çocuklarımız için sevindik, mutlu olduk. Ben Ela Yağmur'dan; O, Ela Yağmur'un annesinin çocukluğundan söz etti, keyiflendik.
Telaştan bizim evde foto çekmeyi akıl edemedim. Ama akşama doğru arkadaşımın tatlı mı tatlı teyzesine gittik, orada birkaç foto çektim.
Bu onların penceresinden görünen manzara...İnanılmaz hoşsohbet bir insan teyzemiz. Ayak ağrısı nedeniyle hastanede yatıyormuş, hafta sonu izinli olarak evine gelmiş.
"Dün bitti, gün bugün, bugünü yaşamaya bakarım ben." diyor ve elindeki peçeteyi yırtarak " İnsan ömrü işte böyle, bir anda bitiveriyor, onun için ben günümün güzel geçmesine bakarım." diye de ekliyor...

Karnımızın tok olmasına rağmen kızıyla birlikte hazırladığı birbirinden lezzetli yiyeceklerden de yedik. Hem ısrarla yememizi istiyor, hem de bakın bunlardan Hıncal Uluç'a bile tattırdım, diyor. İstanbul'da oturan kızının yakın dostlarıymış meğerse Hıncal Uluç.
Tekrar buluşmak dileğiyle vedalaştık. Geride anılar ve fotoğraflar kaldı... 
Ve bugün yeni bir gün başladı .
Güne güzel başlamanız dileğiyle...