Bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2012 Çarşamba

BAYRAMLARIMIZ BAYRAM GİBİ OLSUN

Kurban Bayramını kutlamak için Alanya'ya babama geldim.
29 Ekim'de Cumhuriyet Bayramımızı kutlamak için Ankara'ya Ata'mıza gideceğim.
30 Ekim'de yuvamda olacağım kısmetse...

Yalansız, dolansız, yasaksız günlerde sevgiyle kucaklaşmanın tadına varacağımız bayramlara ulaşmamız dileğiyle sevgilerimi gönderiyorum tüm dostlara...   

8 Kasım 2010 Pazartesi

FOTO ROMAN EYA



















Ben Eya,
Teyzem ve anneanemle çok güzel bir gün geçirdik. Bu akşam da annem,anneanem ve ben Antalya'ya babanneme-dedeme gideceğiz. Daha sonra babam da gelince Alanya'ya gidecekmişiz. Orada annemin dedesi, anneannemin babası var, benim büyük dedem yani. İki tane küçük, bi tane büyük dedem. Hepsi beni çok seviyor, ben de onları...

Ben bayramları çok seviyorum.Bayramlar çocuklar içinmiş. Çocukları sevindirin diyor anneanem. Bu arada o da bayramınızı şimdiden kutluyor. Bir süre buralara uğrayamayacak da ondan...


Biraz önce resim yaptığım için elim boyalı kaldı. Eve gidince yıkayacağım merak etmeyin. Bay bayyy...

9 Eylül 2010 Perşembe

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN



İnsan onuruna yakışacak şekilde yaşayacağımız, hakça paylaşacağımız, kardeşçe kucaklaşacağımız, çocukça sevineceğimiz nice güzel bayramlarda buluşmak dileğiyle sevgilerimi gönderiyorum...


Not: Dün akşam yuvaya döndüm, evimdeyim.

27 Kasım 2009 Cuma

BAYRAMI KUCAKLAMAK



Salonun ortasında, yerde, kocaman, çift kişilik bir yer yatağında Yağmur'un sesiyle bayrama merhaba diyerek uyandık.

Kendisine çok yakışan, üzerinde renk renk çiçekler olan pembe taytı ve yine pembe penyesiyle sabahın aydınlık ışıklarında aramıza düşüverdi. Dedesinin anneannesinin bayramını kutlamaya gelmiş!

Sarıldık, koklaştık, şarkılar söyledik, oynadık oynadık oynadık...

Bayram işte bu...

Bayram, Yağmur Bebek olup kucağımıza düştü. Biz bayramla doyasıya kucaklaştık. Mutluluk yağmur yağmur ıslattı her zerremizi... Bundan büyük mutluluk yoktu bizim için. Bayram Yağmur Bebek'ti, çocuklarımızdı, onlarla birlikte olmaktı...

Siz de çevrenize alıcı gözlerle bir bakın! Belki başka biçimde, başka görünümde gelmiştir size de bayram... Kucaklayın, sarılın, bırakmayın onu, bayramı kucaklayın... Sevgi sözcükleri mırıldanın kulaklara!

Uzaktaysa telefonun tuşlarına dokunun! Varsın gizli dinleyicileriniz olsun, üzülmeyin, dinlesin onlar da! Siz sevgi cümlelerinizi kurun, ulaştırın sevdiklerinize... Belki duyarlarsa söylediklerinizi onlar da sevgiyi, saygıyı, dostluğu, insanlığı öğrenirler, yaptıkları çirkinliğin ayırdına varırlar. Utanırlar! Siz boşverin onları, kucaklayın sevdiklerinizi. Bayram sevdiklerimiz, ya da bizi sevenler değil mi zaten. Hep birlikte sıkı , daha sıkı sarılalım sevgililerimize...

"Keşke" lerimizi bugünlük bir kenara bırakalım. "İyi ki" lerimizi görmeye çalışalım. Ben de öyle yapacağım...

İyi ki bu blogu açmışım. İyi ki sizleri tanımışım. İyi ki okuyor-yazıyor-paylaşıyorsunuz. İyi ki buradan tüm dostlarıma, sevdiklerime sesimi duyurabiliyorum. Hepsinin ayrı ayrı bayramını kutluyorum.

İyi ki, iyi ki...



22 Eylül 2009 Salı

KALDIRIMLAR


Evet kaldırımlar, hem de Başkentimiz'in, güzel Ankara'mızın kaldırımlarından şikayetçiyim. Kırık dökük, parça parça...

Arefe günü gözümün önünde bir kadın takıldı ve yüzükoyun uzanıverdi kaldırıma boylu boyunca. Gözlüğü tuz buz oldu, çantasının içindekiler savruldu caddenin her köşesine...

Kardeşim de düşmüş, alçılı bacakla evde yatıyor. Onun için buradayım...

Ankara eski Ankara değil. Bana mı öyle geldi bilmiyorum. Her yerde üst geçit, kavşak ! Her şey araçlar için yapılmış sanki.İnsan unsuru unutulmuş. Kırık kaldırımlar yetmezmiş gibi caddenin iki yanına, kaldırımları daraltacak şekilde arabalar park etmiş. Yürüyebilirsen yürü!

Neden toplu taşıma gözardı edilir ki bizim ülkemizde? Metro her yöne ulaştırılsa daha iyi olmaz mı? Yoksul insanlarımız otobüslerde balık istifi gibi taşınıyor, yazık değil mi?

Karşıyaka kabristanında uyuyor annem. Huzur içinde uyusun. Bayramın ikinci günü gidebildim ziyaretine... Ağlayamadım, gözyaşlarımı içime akıttım.

Sonra da teyzemin, eniştemin, teyzemin kızının mezarlarını ziyaret ettim. Ve bir de 1999 depreminde yitirdiğimiz 1976 doğumlu kuzenimin oğlununkini...

Ve dizi dizi sıralanmış depremde ölen diğerlerini! Aynı soyadı taşıyan pek çok deprem şehiti yan yana kaderine boyun eğmiş uyuyor.

Kader mi diyeceğiz tüm ölümlere? Depremde bu kadar insanı kaybettiren sorumlular hesap verdi mi, ders aldı mı, bundan sonrası için önlemler alındı mı?

Ya selde yitirdiklerimiz? Apaçık suçlu oldukları anlaşılanlar parmağıyla başkasını gösteriyor utanmadan! Medyanın bir kısmı da buna çanak tutuyor!

Ve trafik de yitirilenler... Al gülüm ver gülümle işi bağlayanlar, gerekli önlemi almayanlar!

Ölümü gösterip sıtmaya razı ediyoruz insanlarımızı. Ne güzel!..

Geçmiş bayramınız kutlu olsun! İnsanların insana yaraşır şekilde yaşayacağı güzel bayramlar olsun...


Not: Bloger sorunu devam ediyor. Yorum yazamıyorum, yazdıklarım gitmiyor. Blogum açılmıyor çoğu kez. Bazı bloglar açılıyor, bazısı hiç açılmıyor. Bence sadece bağlantıyla ilgili değil. Bir iş var bu işte ya, neyse...

Yorumlarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Yanıtlayamadığım için üzülüyorum. Sevgilerimi gönderiyorum şimdilik hepinize...

20 Eylül 2009 Pazar

GÜL GÜL DEDİ


"Gül gül dedi, bülbül güle
Gül, gülmedi gitti...
Bülbül güle, gül bülbüle
Yar olmadı gitti..."



Bir kadın, bir anne yansıyor bayram ekranlarına...
Yedi yaşındaki çocuğunun cesedini arıyor, selden arta kalanların içinde !..

"Benimkini de bulun!"

diye haykırıyor !
Son kez kucaklamak istiyor!

"Bir mezarı olsun, ziyaret etmek için! "
diyor...



Bir başka kadın, elindeki gülün yapraklarını tek tek koparıyor, başından aşağı döküyor!..
Sahnede yaşanmıyor bu, sanatçı değil karşısındaki kişi; ülkenin en yüce makamında oturuyor.

Kadın oraya nasıl gitti, kim izin verdi?

O kadar koruma sınırını aşmak kolay mı? Aynı hakkı çocuğunun cesetine bile ulaşamayan anneye tanırlar mıydı ki?


"Güle sorma, o bilmez aşkı sevdayı
Laleye sor, çiğdeme sor, mor menekşeye sor "

Bir de yavrusunun cesetine ulaşmak için çırpınan o anneye sor...


"Yine hazan mevsimi geldi
Yine yapraklar
Rüzgarların peşi sıra gidecek...


Yine
Deli
Gönlüm
Hicranını
Yalnız
Başına( mı)
ÇEKECEK




18 Eylül 2009 Cuma

TATSIZ ŞEKER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN


Böyle de "Bayram" yazısı mı olurmuş, demeyin. Çünkü tatsız mı tatsız, yok ya lafı dolandırmanın hiç bir anlamı yok , düpedüz acı bir şeker bayramına giriyoruz yine...

Tüm suçluların "İYİ HAL" den yararlandığı günlerdeyiz. Her türlü pisliği yapanlar için kullanılıyor bu iyi hal! Neymiş? İfadesi alınırken tırsmış! Neymiş ? Hapishanede olay çıkarmamış! Adam suçlu, suç işlediğini biliyor ve yakalanmış. Kabullenmiş oturuyor, cezasını çekiyor. Bunun neresi "iyi hal" anlayan beri gelsin... (Yakında Af da dersiniz, büyük büyük suçlulara!)

Suçsuz insansa karşınızdaki, bağırır çığırır, isyan eder; mahpus damlarında benim işim ne diye sorar! Bunun adına da "KÖTÜ HAL" mi diyeceksiniz? Susturamadık bir türlü, biraz daha yatsın da "hizaya gelsin" mi diyeceksiniz?

O zaman dışardaki milyonlarca suskun, uslu, işinde gücünde, etliye sütlüye karışmayanlar için İYİ HAL" adına birşeyler yapın!

-Yapmıyor muyuz? Gözüne dizine dursun!

-Ne yapıyorsunuz ki?
Selde ölüyorlar, askerde şehit oluyorlar, çoğu iş bulamıyor, ekonomik kriz onları teğet geçmiyor; yetmezmiş gibi bayram seyran demeden zam üstüne zam yapıyorsunuz, haber alma özgürlüğünü engelliyorsunuz, medyayı köleleştiriyorsunuz, açılımlarla geleceğiyle oynuyorsunuz halkın, nifak sokarak birbirine düşman etmeye çalışıyorsunuz, ülkeyi bölmek için birileriyle al takke ver külah peşindesiniz... Say say bitmez!

- Ama canı acımasın diye de onları UYUTUYORUZ, UNUTTURUYORUZ! Hergün masal anlatıyoruz medyamız aracılığıyla, daha ne olsun!

Dürüstlükmüş, vatan sevgisiymiş, insan haklarıymış, hukukmuş,demokrasiymiş, laiklikmiş, Atatürkmüş... geç bunları, geeeeç! Modası geçmiş bunların! Düşün peşimize, beraber yürüyelim...

Bayramımız, artık şeker demeyeceğim, Ramazan Bayramımız kutlu olsun.


-

8 Aralık 2008 Pazartesi

BAYRAM SABAHI

Bugün bayram, herkese gönlünce geçireceği bayramlar diliyorum...
Bu bayram sabahında 8.45'te uyandım, eşim hala uyuyor. Ben de biraz daha uyumak istiyordum. Su içip yatacaktım. Dünden yorgundum biraz, eee malum bayram hazırlıkları...Telfonuma gelen iletilere bakmak istedim bir de...

İlk ileti beni sevindirmedi yine! Önceki yazılarımı okuyanlar anımsayacaktır, ama ilk kez okuyanlar ve Milli Eğitim Bakanımızın kulağına bu kez gider de bu rutin iletileri göndermekten vazgeçer diye bir kez daha yazıyorum.(Ramazan, Kurban Bayramları ve Öğretmenler Günü... Senede üç mesaj sadece bana gönderiliyor!)

Sayın Milli Eğitim Bakanı (ve diğerleri) bu rutin telefon mesajları beni sevindirmiyor, aksine öfkelendiriyor. Sanırım pek çok kişi de benim gibi hissediyordur. Bugün bayram! İnsanlarımız geleceğinden endişeli, insanlarımız işten çıkarılıyor, iş yerleri kapanıyor, çalışanlarımız her an "Hadi git işsizler ordusuna sen de katıl!" dememesi için patronlarının her saçmalığına evet demek zorunda kalıyor. Kişilikler erezyona uğruyor, insanlarımız depresyon üstüne depresyon geçiriyor... Kriz var, kriz duydunuz mu?! 82 yaşındaki kayınvalidem bile namazında dualar ediyor, krizden kurtulması için bu güzel ülkenin. "Bunlar bizim maaşımızı da keserler bu gidişle!" diyor. O biliyor, siz bilmiyorsunuz. Milletin parasını telefon için harcayacağınıza eğitime harcayın ya da ne bileyim bayramda hiç olmazsa çocukları sevindirin. Bazıları şeker de yiyemiyorlar, etten vazgeçtik çoktan!..


Bayramın birinci günü bize kimse gelmez, biz büyüklere ziyarete gideriz, kahvaltıdan sonra kayinvalideme gideceğiz bu yıl da. İki gündür evimizdeyiz. Küçük kardeş geldi bayram için şimdilik o kalıyor yanında. Kızım bu akşam gelecek. Biz mi gelsek kararsızlığımız nedeniyle bilet alma işi geçikti, ancak bugüne bilet bulabildi...


Dün kızımın sevdiği yiyecekleri hazırladım. Bir kısmını sizinle de paylaşayım. Artık bu saatten sonra yatılmaz.




İlk resim kızımın en sevdiği börek çeşidi. Ispanaklı börek...



İkincisi hayatımda yaptığım en güzel zeytinyağlı yaprak dolması... Hem biçim hem de içerik olarak! Hatta tüm zamanlarda, tüm evlerde yapılmış en lezzetli dolma diyecek kadar kendimden geçtim bakın. Çünkü ben yaprak dolması özürlü bir anneydim. Yaptığım dolmaları hiçbir zaman beğenmemiştim. Çocuklar ,lezzetli hık mık edip yiyorlardı, ama güzel olmadığını ben biliyordum. Bu kez başardım, yaşasın! Gerçekten çok güzel oldu bunlar...




Üçüncüsü, beyaz olan kabaktan yapıldı efendim. Yeşil kabakları robottan geçirdikten sonra tencerede bir iki karıştırdım, suyunu süzdüm. İçine kornişon salatalık, ceviz-fındık kırığı, torba yoğurdu koydum karıştırdım. Bir iki kaşık isterseniz mayonez de koyabilirsiniz, ben fazla kalorili olmasın diye koymadım. Bir de üzerine dereotu koyun. Kızım sevmediği için ben koymadım, ama çok yakışıyor.Maydanoz koydum ben...



Son resim de kabak, ama bu balkabağı... Kabak tatlısı efendim!


Tekrar tekrar bayramınız kutlu olsun. Ağzınızın tadı hiç bozulmasın efendim...

5 Aralık 2008 Cuma

BAYRAMINIZ GÜZEL GEÇSİN




Bu bayram yazımda "Okuyucularım Google'de Beni Nasıl Buldu?" konusunda yaptığım araştırmalara değineceğim. Belki küçük bir gülümseme oluşturur okuyanlarda:


" Kurbanın sosyal hayata faydası var mı?"

(Vardır mutlaka, yalnız kurban etinin hepsini kavurma yapıp saklamaz, gerçek yoksullara dağıtırsan...)

"Ankara Büyükşehir Belediyesinden şoförlere kurban parası?"

(Kurbanın yardım parasıyla kesilebileceğini de gördük sayelerinde! Durumun iyi değilse( çok kişinin durumu ne yazık ki öyle.) kesme kardeşim! Kömür torbalarını, mercimek-nohut poşetlerini,çerez çeklerini görmüştük de bunu ilk kez blogum sayesinde öğrendim. Teşekkürler google...) ( Bir şey daha var: Bizim yardım yaptıklarımız kurban kesiyor da biz kesemiyoruz, bu işte bir yanlışlık yok mu? Ne yapsak yardımı kesip, herkes gibi biz de kurban mı kessek?)


" Başsağlığı nasıl söylenir?"
(İçinden geldiği gibi, hem burada sözcükler anlamını yitirir. Sarıl sıkıca...)

"O6 ba 0813"
(Bunu anlayan var mı? Plaka olur mu ki?)

"Aşıkım sana"
( Google benden duyurması, gerisi seni ilgilendirir!)

"Bir güzellik sorsalar, ilk önce sen öykü sensin şarkı sensin gün."
(Bu da sana söylenmiş google... Çok fena aşık galiba şaşırmış!"

"Bir daracık yerim yok, oturup derdim dökecek..."
(Vah vah!)

"Bebek sağda olursa kız mı erkek mi?"
(Google ne yaptın? Hemen ultrason çektirin, bırak sağı solu?"

"Bebeğim ve ben öksürük!"
(Rahatın kaçtı mı google? Çocuk büyütmek kolay mı? Neyse güle güle büyütün, sağlıkla...)

"Rüştü Şeker yavrum tatlı dilli olsun!"
(Olsun da, ben sizi tanıyamadım. Googole sen tanıyor musun?)

"Beş tane ninni?"
(Ninniler yazsaydın? Annene sor en iyisi...)

"Bağcılar Yüzyılda çocuk kaçırma olayı."
(Neee kaçırıldı mı çocuk?!)

"Ben nerde yanlış yaptım?"
(Bunu herkes düşünsün bence!)

"Küçük hırsızlıklar el feneriyle, büyük hırsızlıklar Deniz Feneriyle..."
( Sırası mı şimdi! Bayramdan sonra gel, meşgulüm! Mübarek Kurban derileri var toplanacak!)

" Almanya'daki Deniz Feneri ile hukuki bir bağımız yok, parasal bir."
(Para para para, işte din iman bunun için sömürülüyor, anlamadın mı daha?"


"....... Belediyesinde yolsuzluk?"
(Git burdannn zındıkkk! Tam da seçim çalışmaları başlamışken! Kafirlerin iftirası bu! Haşaaa!)

"Bizden sonrakilere nasıl bir kent bırakacağız?"
( Belediyelerin yaptığına bak, anlarsın!)

"Bulunduğun ortamdan çok sıkıldıysan!"
(Eeeee...)

" Yatılı Kuran Kursları"
"Parasız Kurslar"
(Millette para kaldı mı ki? Krizdeyiz!)

" Doğalgaz, telefon numarası ispatla."
(Zamlardan sonra halim kalmadı ki...)

"Bursa'ya kar gelmeyecek mi?"
(Ben nereden bileyim? Meteorolojiye sor!)


"Key paralarını alamayanlar ne zaman alacak?"
" Key paraları!"
"Key alamayanlar,ne zaman verilecek?"
( Bunu ben de çok merak ediyorum. Çığlıklar yükseliyor google, duy sesimiziiii!! Yardım değil; hakkımızı istiiiyoooruuuzzzz!!! Siz de duyun sağır sultanlar! Bizim paramızla çek dağıtanlar, emek kutsaldır. Yan gelip yatmayanların sırtından yardım mı olurmuş? Bırakın sosyal kurumlar yapsın gerekeni. Ya da onları da kapatın! Yakışır...)


"Çocuklar kimin sözünü dinler?"
(Yürekten sevenlerin...)

"Taciz olayları, FSM taciz?"
(Aşağılık yaratıkları mı sordun?)

"Öyle yıkma kendini"
( Olur.)

"Bayburtlu Zihni heykeli"
"Bağcılarda Atatürk dışında heykeller var mı?"
( Bilmiyorum. Bursa'da Deli Ayten'in Heykeli var. Atatürk içimizde...)

" Çıktım erik dalına, şiirinin 1. dörtlüğünün açıklaması?
(Dörtlük istenseydi neyse, bir de açıklaması... Otur bak, sen çok daha güzelini yaparsın sevgili çocuğum.)

"Balığın dolaylaması ne?"
(Derya kuzusu bunlar!)



" Acı söz insanı dininden, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır, konusunda kompozisyon yaz!!!"

( Olur canım, öğretmen zaten google vermişti bu ödevi! Keşke bilgisayara daha önce başlasaymışım. Tüm kompozisyon ödevleri googleden geliyormuş meğer! Verdiğim o güzel notları geri istiyorum... Öyle çok ki kompozisyon isteyen, bu sayede sevgili öğretmenlerimizin ne yazdırdığını izleme olanağı buldum. Birkaçını aşağıda yazayım da haberiniz olsun!)

"Atatürk'ü Anlamak'ı Anlat!"
"Aslan yattığı yerden bellidir, kompozisyon!"
"Dilimizi yozlaştıran kelimeler nelerdir?"
"Sanatsız kalan bir milletin hayat damarları kopmuştur."
"Atatürk, bebekliği, çocukluğu,savaşları..."
"Atatürk için ne yaptık? Ona layık mıyız?"
"Onuncu Yıl Nutku, ne zaman, nerede söylendi? Kim söylemiş?"
"İnsan doğaya hakimdir."
" Bir Güneş Gibi Doğdun Samsun Ufuklarından, neyi çağrıştırıyor?"
"Düşünme Özgürlüğü?"
"Sana Borçluyuz Ta Derinden, yaz!"
"Abiden kardeşe derslerine iyi çalış mektubu?"
(Google kardeşin var mı?)
"Anıtkabir'e gittiğinde deftere ne yazarsın?"
"Hiroşimalar Olmasın."
"Yarınlar bugünlerine kıyabilenlerindir."
"Babamla pazara gittik, ile ilgili masal yaz."
"Bir turistik hatıramı anlat!"
"Boş zamanlarımı nasıl değerlendirebilirim?"
"Asker mektubu yazmak istiyorum."
"Askere kırgınlık mektubu?"


Sizi de googleyi de sıkmamışımdır umarım. Birkaç tane daha yazıp bitireyim bari...

"Karganınkinden olabildiğince kısa"
(Git işine!)

"Ergenekonda bugün?"
(Bayram gelmiş neyime!"

"15 Asker neden vuruldu?"
( Sizler rahat rahat bayram yapın diye!"

"25 kg kömür torbaları kaça satılır?"
(Yandaşsan bedava!)

"2008'de Yerel Seçimlerde oy kullanmamanın cezası ne olur?"
( Ne olacak?! Sadece çocuklarının geleceği yok olur! Sana bir şey olmaz. Gitme istersen! Sus otur sen! Ya da iyice düşün... )


"Afyon haşhaşlı mercimekli börek"
(Şimdi sırası mı? Baklava yap! Bayram geldi bak..."


"Yolculuğun nasıl geçti- ingilizce"
( Hem de İngilizcesini istiyor! Ben bayram nedeniyle bir yerlere gidenlere iyi kavuşmalar diliyorum. Yalnız Türkçe, isteyen istediği dile çevirebilir.)

"Acaba gerçekten cehennemde yanacak mıyız?"
(Sen insan ol, yeter.)

" Ağlatırsa Mevlam, yine güldürür."
(Güzel bir dilek. Türküsünü de severim.)



Herkese mutlu, sağlıklı, iyi bayramlar olsun... Hepinizin yüzü her zaman gülsün...

Sevgiyle kalın; dostça yaşayın emi!

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...