trafik kazası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trafik kazası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2010 Pazar

TRAFİK CEZALARI VE BEN



Uzun bir aradan sonra tekrar araba kullanmaya başladım. İstiyordum, ama bir yandan da hep erteliyordum. Dün plansız çıktık evden. Dolaşacaktık. Zonguldak-Ankara yolunda giderken eşim: "Araba kullanmak ister misin?" diye sorunca "Evet" diyiverdim. Durdurdu arabayı: "hadi!" dedi. Ben başladım kem küm etmeye: "Şöyle tenha bir yer bulsak..." "Trafik yoğun değil,ehliyetin yanında mı?

Geçtim direksiyona... Araba kendi kendine gidiyor neredeyse. Eskiden en çok vites değiştirirken zorlanıyordum, otomatik olunca bu sorun yoktu. Gaz, pedal işi çözüyordu. Yeter ki yolda benden başka kimse olmasın! Aynadan arkadaki arabanın farlarını gördüğüm anda araba biraz geziyordu yolda ,ama olsun gidiyorduk işte. Mucize gibi bir şeydi benim için.

Yüzüncü Yıl Tatil Köyü'nün yakınındaki ışıklardan sola dönüş yaptım, park durumundaki pkapın yanında durdum. Kırmızı ışık yanıyordu çünkü. Kendi kendime "aferin sana!" dedim içimden. Ve Çaycuma'ya kadar böylece gittik. Baktım trafik iyice sıkışmış sağa yanaştım, kemerimi çözdüm ve en iyi yaptığıma inandığım muavin koltuğuma geçtim.
Filyos, Türkali,Muslu, Kilimli'yi de geçerek eve geldik. Haa, bir de sanırım Türkali'den balık aldık. İstavriti dolaba attık, kefali ızgarada pişirdik. Tazeydi, ama çok yağlıydı, pek sevmesek de yedik.

Ehliyetimi alalı ne kadar oldu diye düşünürken bakmak istedim; aaaa! ehliyetim çantamda değildi. Kartlarımı koyduğum cüzdanı ne zaman çantamdan çıkarmışım bilemedim. Her zaman çantamdaydı oysa ki... Birazdan arayacağım, sanırım 1986 yılında almıştım ehliyetimi.

Yani efendim ben ehliyetsiz araba kullanmışım. Suçumun cezası ne diye düşünürken de 1 Ocak 2011 'den sonra ağır cezalar geleceğini hatırladım. Neyse ki yol boyunca trafik polisi hiç yoktu. Suç varsa ceza da olmalı, ama son yapılan zamların para toplamayı amaçladığı gibi kuşku da taşımıyor değilim. Sorun çözme diyince nedense en kolay olan seçiliyor. İşe temelden başlamak gerekmez mi?

Ehliyet almak zorlaştırılmalı bence... İnsanlar kendi alanlarında üniversite bitiriyor da onlarda YETERLİK aranıyor, sınavlar yapılıyor. Ehliyette ise arabayı kullanmak yetiyor. Oysa en azından geçici bir belge verilmeli, daha sonra şehir trafiğinde bir kez daha test edilmeli sürücüler diye düşünüyorum. Ayrıca ciddi doktor raporları aranmalı.Bir de yol hataları düzeltilmeli değil mi ama?

İnsanların şehir içindeki trafik çilesi için çözüm üreten var mı? Tırlar, kamyonlar trafiği felç etmiyor mu? Raylı sistem aklınıza hiç gelmiyor mu? Ya deniz taşımacılığı?

Cezalardan sonra trafik polislerinin denetlenmesi de şart. Çünkü "Kimisi bir çorba parasına fit olabiliyor!" diye yapılan dedikoduları duymayan var mı?

Yandaş bir kanalın: "Hiçbir medeni insanın karşı çıkamayacağı cezalar getiriliyor trafikte !" diye duyurduğu yeni cezalar işte şunlarmış:

"Yeni yıla sayılı günler kala trafik cezalarına 7,7 oranında zam yapıldı. 1 Ocak 2011'den itibaren en düşük trafik cezası 3 TL, en yüksek ceza ise 15 bin 640 TL olacak.

Kırmızı ışıkta geçenler 140 TL ceza verecek. Alkollü araç kullananlar ilk kez yakalanmaları durumunda 590 TL, 2. defada 739 TL, 3 ve üçten sonra ise bin 185 lira ceza ödeyecekler.

Hız sınırlarını yüzde 10'dan yüzde 30'a kadar aşanlara 140, yüzde 30'dan fazla aşanlara da 290 lira ceza verilecek. Uyuşturucu alarak araç kullananlar bin 185 lira ceza verecek.

Toplu taşım araçlarında sigara içenlere de 75 TL ceza uygulanacak. Araç kullanırken sürücü belgesini yanında bulundurmamanın cezası 140, ehliyetsiz araç kullanmak 290 TL ve 1-2 ay, tekrarında ise 2-3 ay hapis cezası olarak belirlendi.

Kamyon, otobüs ve çekicilerde takograf, taksilerde ise taksimetre kullanmayanların cezası 290 TL. Seyir halinde cep veya araç telefonu ile benzer haberleşme cihazlarını kullanmak gibi trafik kurallarını ihlal eden sürücülere 66 TL ceza kesilecek.

Taşıt yolunda yürüyen, işaretlere uymayanlara 66 TL ceza kesilecek.

Cezalar uygulanabilir olmalıdır, caydırıcı olmalıdır. Ancak parası olan için bu cezaların etkisi olacağını hiç düşünmüyorum ben. Parayı veren düdüğü çalacak yine...

Kazasız belasız bir yıl olsun 2011... Kurallara uyalım, uymayanları uyaralım, bunu cezalar ağır diye değil, insanlık adına yapalım...


24 Ekim 2010 Pazar

KAZASIZ BELASIZ


ÖNEMLİ:

112 Ambulansları yeni yol sistemine geçiş hazırlıkları yapıyormuş:

Üç şeritli yollarda ambulansların orta şeriti rahat kullanmalarını sağlamak amacıyla , fermuar yöntemi uygulaması başlatılacakmış.. Fermuar yöntemiyle sol ve sağ şeritteki araçlar duracak, orta şeritteki araçlar yanlara açılıp ambulanslara yol verecekmiş.

İki şeritli yollarda da emniyet şeridinin verdiği pay sayesinde yine araçlar yarım şerit sağa ve sola kayacak, ambulans yine ortadan ilerliyecekmiş.

Lütfen duyarlı olalım. O ambulansta sevdiklerimiz de olabilirdi...

Herkese kazasız, belasız günler ve iyi pazarlar efendim...

Not: İstanbul'dayım. Mutluluk Yağmur'larıyla sırılsıklamım.

1 Mart 2009 Pazar

AĞLAŞTIK SADECE


Gülmekle ağlamak kardeş... Ve hepsi biz insanlar için.

Sabah "Gülümse" yazısına bağlantı verdim, akşam "Ağlaştık" yazısını yazıyorum. "Bu ne yaman çelişki anne!" diyeceğim Ahmet Kaya gibi...

İkisi de paylaşmak sonunda. Birincisi daha kolay. Ya ikincisi ? Bazan öyle zor, öyle zor ki...

24 Yaşındaki oğlunu kaybetmiş bir anneyi kim, nasıl teselli edebilir ki? Hangi söz, hangi davranış işe yarar ki!..

"Keşke hasta olsaydı, birkaç gün baksaydım; kokusuna doysaydım!" diye ağlayan, yakınan, isyan eden, "Ben ne suç işledim ki bu başıma geldi !" çığlıkları yüreklerde yaralar açan bir anne!..

Dokuz yıl tedavilerden sonra dünyaya gelen bir bebek, annesinin bebeği, 24 yaşına geldiğinde trafik kazasında uçuyor bir anda... Üniversite son sınıfta!

Amasra'ya gittik onlara. Diyemedim, hiçbir şey söyleyemedim. Sadece sarılıp birlikte ağlaştık. ağlaştık, ağlaştık...

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...