"Yazmak mı yaşamak mı" sorusuyla başlamıştım bloga, yanıtını da kendim vermiştim yine; "Neden ikisi de olmasın"diye...
Bu sıralar yaşamak yanım yazma düşüncemin önüne geçiyor. Ela'yla baş başa güzel zamanlar geçiriyoruz İstanbul'da. Bu ayrı...
Ancak toplumca yaşadıklarımız artık şaşırtmıyor beni. Aklın, bilincin, insanlığın, hakkın, hukukun, ahlakın, vicdanın, tüm değerlerin yerlerde süründüğünü görmek olağan bir duruma geldi de ondan mıdır nedir? Komik bile geliyor yapılanlar. Ama güldürmeyen bir komedi yaşıyoruz.Shakespeare'nin ilk eserlerinden biri olan "Yanlışlıklar Komedisi" gibi...
Öfke bazılarının gözünü kör; gönlünü kül etmiş; yazık bu duruma düşenlere! Nereye kadar gidebilirler ki? Keskin sirke küpüne zarar verir... Yakıp yıkarken kendilerini tüketiyorlar. Kimse bilmese kendileri biliyor oynadıkları oyunları, çevirdikleri dolapları ve bu onları çılgına çeviriyor. İsteseler de duramazlar artık. Yalan yeni yalanları zorunlu kılıyor çünkü.
Yeni değil bu yapılanlar, dün de vardı; bugün de var ; yarın da olacak. Ama bazıları ellerindeki güç gidince bir hiç olarak kalacaklar, belki yapılan çirkinlikler anımsanacak. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak. Herkes hak ettiği şekilde anılacak.Tarihin sayfaları bu örneklerle dolu, görebilene...
BAKIN ONLARDAN BİRİ:
Namık Kemal'i Kim Öldürdü?
Shakespeare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Shakespeare etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2011 Pazartesi
1 Şubat 2008 Cuma
TÜMÜYLE İNSAN OLMAYA DOĞRU
GELİŞMENİN AŞAMALARI
"Başlangıçta bebekti;
Bakıcısının kolları arasında miyavlar gibi ağlar
ve kusardı.
Sonra sürekli sızlanan bir okul çocuğu oldu;
El çantası, sabahları parıldayan yüzüyle
ve okula gitmeye isteksiz halleriyle .
Daha sonra aşık oldu;
Söylediği hüzün dolu halk şarkılarıyla
bir fırın gibi kızgın yanık ah eder
ve sevgilisinin kaşlarını çatmasına neden olurdu.
Sonra askere gitti;
Bir tuhaf yeminler etmiş, sakalı zırh gibi uzamış,
Onur kazanma yolunda kıskanç, kavgada eli çabuk,
Hava kabarcıklarına benzeyen ünü arayıp durdu
bir savaş topu namlusunun ucunda olsa bile.
Ve sonra yargıç oldu;
Kocaman yuvarlak karnı semizleşmesi için
kısırlaştırılmış horozlarınki gibiydi;
Kaşları çatık, sakalı resmi biçimde kesik.
Sözleri bir yığın bilgece atasözü
ve çağdaş örneklerle doluydu.
Böylece rolünü oynadı.
Altıncı yaş çağı gelip çatınca
Dar paçalı pantolon ve terlikler giyindi,
Burnunun üzerinde gözlük, gözlerinin altında keseler
vardı artık.
Bir zamanlar dünyaya hükmeden o kocaman erkeklik organı
küçüldü, düğme kadar kaldı.
Erkek sesi yeniden çocuklarınki gibi tizleşti,
düdük gibi çıktı.
Son sahne,
bu tuhaf olaylarla dolu tarihçenin de sonu oldu.
Şimdi geriye kalan yalnızca ikinci çocukluk
ve unutulmuşluktu.
Dişsiz, gözsüz, ağzının tadı kaçmış ve her şeyden yoksun
bu insan için."
SHAKESPEARE
"Başlangıçta bebekti;
Bakıcısının kolları arasında miyavlar gibi ağlar
ve kusardı.
Sonra sürekli sızlanan bir okul çocuğu oldu;
El çantası, sabahları parıldayan yüzüyle
ve okula gitmeye isteksiz halleriyle .
Daha sonra aşık oldu;
Söylediği hüzün dolu halk şarkılarıyla
bir fırın gibi kızgın yanık ah eder
ve sevgilisinin kaşlarını çatmasına neden olurdu.
Sonra askere gitti;
Bir tuhaf yeminler etmiş, sakalı zırh gibi uzamış,
Onur kazanma yolunda kıskanç, kavgada eli çabuk,
Hava kabarcıklarına benzeyen ünü arayıp durdu
bir savaş topu namlusunun ucunda olsa bile.
Ve sonra yargıç oldu;
Kocaman yuvarlak karnı semizleşmesi için
kısırlaştırılmış horozlarınki gibiydi;
Kaşları çatık, sakalı resmi biçimde kesik.
Sözleri bir yığın bilgece atasözü
ve çağdaş örneklerle doluydu.
Böylece rolünü oynadı.
Altıncı yaş çağı gelip çatınca
Dar paçalı pantolon ve terlikler giyindi,
Burnunun üzerinde gözlük, gözlerinin altında keseler
vardı artık.
Bir zamanlar dünyaya hükmeden o kocaman erkeklik organı
küçüldü, düğme kadar kaldı.
Erkek sesi yeniden çocuklarınki gibi tizleşti,
düdük gibi çıktı.
Son sahne,
bu tuhaf olaylarla dolu tarihçenin de sonu oldu.
Şimdi geriye kalan yalnızca ikinci çocukluk
ve unutulmuşluktu.
Dişsiz, gözsüz, ağzının tadı kaçmış ve her şeyden yoksun
bu insan için."
SHAKESPEARE
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......