Düş Molası, Zonguldak'ta düş gibi bir yer... Daha önceki birkaç yazımda da buradan söz etmiştim. Yolunuz Zonguldak'tan geçerse uğrayın derim, memnun kalacaksınız.Yazlığa gitmek üzere son hazırlıklarımızı yağtığımız şu günlerde, yaza merhaba, Zonguldak'a şimdilik veda anlamında bir kez daha uğradık. Amacımız her zamanki gibi balık yemekti. Ancak "RAPANA yediniz mi hocam?" sorusuyla yemek renklendi. Yememiştim, hatta ismini bile duymamıştım. Balık çeşidi mi dedim, değilmiş. Dur getirelim de bir tat, dediler, tattım. İnanılmaz lezzetliydi, çok beğendim, paylaşmak istedim. İşte rapana sote:
Tavası da yapılıyormuş, ama onun için bir şey diyemeyeceğim. Sotesine bayıldım. Tadı, tam karşılamasa da, midyeyle mantar karışımı bir şey... Deneyin, olanak bulursanız, seveceksiniz... Ayrıca rapananın sayısız faydası varmış, fotoğrafı tıklarsanız, sanırın okuyabileceksiniz.
Benim gibi bilmeyenler için, "rapana" yukarıdaki fotoda gördüğünüz deniz salyangozuymuş, efendim.
Rapanayı yedik, ama balıktan da vazgeçemedik. Bana göre her zaman tazeliğinden endişe edemeyeceğiniz tek balık olan mezgitleri de afiyetle mideye taşıdık.
Bu balıklar yenmez mi? Gerçekten çok güzel kızartıyorlar. Diğer balıkları eşim de çok güzel yapıyor. Mezgiti dağılmadan kızartmak ayrı bir ustalık gerektiriyor bence. Ortadakiler de havyarı...
Sanırım Çinli konuklarımız da hallerinden çok mumnun, balıklarını yiyor...
Sayın Can Gürzap ve Devlet Tiyatroları Sanatçılarının da Düş Molası'na uğramış olmalarından onur duymuş, duvarlarını bu fotoğrafla süslemişler, bakın.
Zonguldak olur da "madenci heykeli" olmaz mı? O da Düş Molası'nda hak ettiği yeri almış.
Balık sevenleri balıkla buluşturan Düş Molası'na bizi dadandıran Sayın Kadir Bey ve sevgili eşi ricamı kırmadılar. İşte çektiğm fotoları:
Ellerinize sağlık. Kendimizi dost evinde hissettirdiğiniz için de çok teşekkür ederim.
Çevremizi, denizlerimizi temiz tutmak zorundayız. Gelecek kuşakların bunları tatma hakları olmalı değil mi?