düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düğün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2011 Perşembe

MAĞRUR VE KIRILGAN BİR ŞİİRDİR YAŞAMAK



"İçimde müthiş bir yaşama isteği var...
Kırıldıkça, yaralandıkça, boğuldukça artan bir yaşama isteği...
Her gün yeniden, ama ilk kez gibi fark ediyorum bunu...
Hemen her gün hayıflanıyorum kendime, neden az yaşadın, neden az hissettin, diye...
Her gün suçluyorum kendimi gitmediğim, görmediğim yerler için...
Çukurların içinde bile binlerce şiir var...
Öyle bir yaşa geldim ki neye dokunsam sonsuz birikmiş gözyaşı, neye dokunsam sonsuz birikmiş yaşama özlemi...

Dünyaya dokunmaya çalıştıkça kendi boşluğunda, kendi sorunları içinde boğulan mağrur ve kırılgan bir şiir gibiyiz...

Öyle bir yaşa geldim ki, neye dokunsam hep geç kalınmış, hep eksik yaşanmış...
Neye dokunsam hep ilk kez yaşanmış...
Ve başka bir tekrarı yok...

Yaptıklarımız hata olabilir, bunu kabul edebiliriz; ama bunca bilinmezliğin ortasında yine de direnip duruyoruz...

Artık anlasın bizi ve bir kez eğilip alınlarımızdan öpsün bu hayat..."

Yukarıdaki satırlar Cezmi Ersöz'den, Hayat Bir Kez Olsun Alnımızdan Öpsün, diyor... Beğendim, paylaşmak istedim.


Bir haftadır İstanbul'dayım. Güzel şeyler yaşıyorum, güzellikleri paylaşıyorum sevdiklerimle; ancak yazmaya utanıyorum.

Ülkemizin içinde bulunduğu ortam akıllara şaşkınlık verecek boyutlara geldi. Ne doğru, ne yanlış; kim haklı, kim haksız anlamak kolay değil. Kim kimle dans ediyor, kimin eli kimin cebinde, çok bilinmeyenli bir denklem; çöz çözebilirsen!..Habur'da hukuk rezaletini düzenleyenlerin, bunu alkışlayanların ağzına hiç yakışmayan "hukuka saygı!" söylemlerini şaşkınlıkla izliyorum. Mahkum olanlarla sanık durumundakilerin aynı kefeye konmasının bir başka nedeni olmalı diye düşünmekteyim. Ülkem adına kaygılanıyorum...

Hafta sonu Bandırma dolaylarında öğrencilik yıllarıma döneceğim.İki saatlik deniz yolculuğu sonrasında okul arkadaşlarımla buluşacağım. Geçen yıl Samsun'daydı buluşmamız; ondan önce Bursa, İzmir, İstanbul, Bartın...
Bu yıl kızımın düğün hazırlıkları nedeniyle gitmesem mi, diye düşündüm, ama sonuçta bu fırsatı kaçırmak da istemedim işte! Kısa bir kaçamak diyelim en iyisi...
Düğün hazırlıkları olanca hızıyla devam ediyor. Heyecan dorukta... Şunun şurasında bir haftalık zaman kaldı, iyi mi?
Hoş kalın, hoşça kalın...

Veeee "İçinizdeki yaşama isteği" hep var olsun...

16 Haziran 2011 Perşembe

HAZIRIM DEDİ

Akşam üstü telefonum çaldı, açtım veee nefessiz dinledim:

"Ben hazırım! Bakkk bunu aldık!"
"Çarşıya mı gittiniz?"
"Hayııır, eve getirdiler..."
"Bugün ne yaptın?"
Hızlı hızlı anlatmaya başlıyor, belli ki olağanüstü bir gün geçirmiş.

"Parka gittik, yağmur yağdı, biz kaçtık; teyze beni kucağına aldı, koşa koşa kaçtık. Ben az ıslandım, teyze çoookk ıslandı!"

Eeee, madem ki o hazır benim de çabuk çabuk hazırlanmam gerekiyor değil mi? Gerçi deniz mevsimini açmadan önce yapacağımız çok güzel işlerimiz var daha. Temmuz'da düğünümüz var biliyorsunuz. Hem de iki ayrı şehirde...

Düğün öncesi Bandırma-Erdek dolaylarında geleneksel hale gelen okul arkadaşlarımla buluşma toplantımız var. Geçen yıl Samsun'daydık; bu yıl Bandırma'da...

Sonrasında da yazlık günleri başlayacak. Yakında yollara düşeceğim yeniden. Bir hafta daha buralardayım, hazırlanmalıyım; Ela'cığım hazırlanmış bile...
Telefonda gel gel eyledi bana, durulur mu?
İlk durak İstanbul...

"Ahh özledim, hem de çok özledim, ezberledim beklemeyi

Yollar benim umudumdur, yolları kapatmayın
Yağmayın yollarıma durun kar taneleri"

Herkesin yolu açık olsun, yalnız ve güzel ülkemizin de...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

DAVETLİSİNİZ



Bu güller O'nun için geldi. O, benim küçük kızım. Ve şu anda sevdiğiyle nişanlı. Temmuz'da düğünümüz var dostlar, davetlisiniz...

"Dağlarda gölgeniz göklere vursun,
göz göze
yan yana
durun çocuklar.
Heeey
hop
heeeey
hep
birden geçelim.
Doldurun çocuklar,
doldurun
doldurun
doldur içelim.

Dostların arasındayız.
Güneşin sofrasındayız."

(Nazım Hikmet'ten)

25 Haziran 2008 Çarşamba

MİLLİ MAÇ VE DÜĞÜN


20 Haziran gecesi unutulmazlar arasına girdi. Milli maç ve düğün...



Havuz başı... Yegenim Ozan oldukça yakışıklı bir damat, kızımız da çok güzel bir gelin olmuştu... Harika girişleri vardı ... Her şey olaganüstü guzeldi...

İlk danslar yapıldı ve önce erkek sayısında giderek azalmalar , içerlere gidip gelmeler artı... Sonraları bayanlarda da aynı durum yaşanmaya başladı...



Gidenler mutsuz dönüyor, kalanların bir gözü , bir kulağı maçtan gelecek haberde; diğeriyle düğünle ilgilenme çabasında... Her şey güzel ama suratlar asık...

Düğün maça kurban gitmek üzereyken yer gök inledi ve düğün de gerçek anlamıyla o an başladı... Hırvatistan yengisinden sonra çifte düğün yaptık. Herkes sahneye fırladı, Onuncu Yil Marşı eşliğinde çılgınlar gibi eğlendik. 78 yaşındaki babam bile sahnedeki şenliğe katıldı...

Teşekkürler Milli Takım'a... Sayelerinde düğünümüz de şenlendi.

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...