kitap okuma cezası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap okuma cezası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ocak 2011 Perşembe
MEĞER BEN SOLCUYMUŞUM DA HABERİM YOKMUŞ
Bundan çok uzun yıllar önceydi. Seksenli yılların başıydı sanırım...
Bugün ben, nasıl Ela Yağmur için İstanbul yollarını gide gele eskittiysem rahmetli Anneciğim de Zonguldak yollarını öyle eskitirdi. Kızım küçüktü, annem hepimize bakmaya gelirdi.
Bir gün annemin içerden bana seslendiğini duydum. Gittim yanına, şaşkın ve telaşlıydı: "Gel hele gel! Meğer ben solcuymuşum da haberim yokmuş!" dedi.
Elinde o zamanların Cumhuriyet gazetesi vardı her gün aldığımız:
"Bak" dedi. "Okudum, aynı benim düşündüklerimi yazmışlar, meğer ben solcuymuşum da haberim yokmuş..."
Canım anne'm, nur içinde yat. Ahh bir okusak, anlasak, yorumlasak! Ne çok şey değişecek...
11 Nisan 2010 Pazar
KENDİNİ FRENLE!
Ben yaşamak istiyorumAğaçlar gibi sessiz sessiz ve rahat.
Karınca kararınca değil,
Serile serpile boylu boyunca...
Anne girmem bu oyuncak dükkanına
Orda toplar, tayyareler, tanklar var!
(Birazcık uzaktan bakıyorum polis sergisine...)
Ağlamayı unutarak yaşamakYer altında, yer üstünde
Sevgi sevinç tarlasında
Aşk ve dostluk denizinde
Çocuklar gibi mağrur
Dertlerden uzak,
Kardeşliğe, muhabbeteHÜRRİYETE inanarak
Yaşamak..."
(Cahit Irgat)
Demir Park Alışveriş merkezinde ,Polis Teşkilatının Kuruluşunun 165. yılı nedeniyle açılan sergi denk gelince sizlerle paylaşmak istedim çektiğim fotoları...Aldığım broşürlerden etkileyici bulduğumu da yazmak istedim:
"KENDİNİ FRENLE!
"KENDİNİ FRENLE!10 km daha hızlı gitsem ne olur ki diyorsun... Bak neler oluyor:
* 50 km/s ile giderken 27 metre ötede önüne çıkan bir yayaya çarpmadan durabilirsin, ama 60km/s ile gidiyorsan aynı mesafede duran yayaya 44km/s hızla çarparsın.
* 50km/s hızla giderken kazaya neden olma riskin %8 iken, 60km/s'de riskin bir anda yaklaşık 4 katın üzerinde artarak %35'e yükselir.
* 60km/s ile giden bir araçla bir yayaya çarptığında yayanın hayatta kalma şansı sadece % 15'tir. 50 km/s ile çarptığın kişinin hayatta kalma şansı %50'nin üzerindedir.
Lütfen direksiyon başındayken, biraz daha hızlı gitsem ne fark eder ki deme!
"HEM SENİN HEM DE BAŞKALARININ GÜVENLİĞİ İÇİNKENDİNİ FRENLE!"
Son söz benden:
Sadece direksiyon başındakiler mi ? Bence herkesin kendini frenlemesinde yarar var.
Yoksa ulusça freni bozuk bir araba gibi uçuruma yuvarlanıveririz. Kurtuluş şansımız da olmaz...
En son söz:
Keşke polislerimiz hep bayramdaki gibi olsalar...
Onları hep böyle vatandaşa sevgiyle bakan, çok güzel şeyler söyleyen, güvenebileceğimiz insanlar olarak görmek istiyoruz...
Ve en demokratik haklarını kullanan işçilerimize, memurlarımıza, öğrencilerimize, halkımıza meydanlarda tanık olduğumuz (yere düşmüş bir kişiyi üçünün- beşinin aynı anda tekmelediği acımasız) davranışlardan kaçınan, herkese önce insan gözüyle bakmasını istiyoruz... Bu ülke hepimizin, herkes görevini yapacak doğru. Polisin görevi halkın huzur ve güvenini sağlamak değil mi? O zaman suçluyla suçsuzu iyi bilmek, iyi görmek ona göre davranmak gerekir. Kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle işte... İnsan psikolojisini, toplum psikolojisini bilmek zorunda değil misiniz? O zaman şunlarla yakın ilişki kurmalısınız:

SİLAH KULLANANLAR UNUTULACAK
KALEM TUTANLAR DÜNYA DURDUKÇA YAŞAYACAK
Ve
Kalem kılıçtan güçlü olacak!
Bu da İlhan Berk'ten:
ZULMÜN HER TÜRLÜSÜ
KÖTÜ KARDEŞLER
HİÇBİRİ
İNSANA GÖRE DEĞİL...
EK: MUTLAKA OKUMALISINIZ.
EK 2:HER AÇIDAN(Star TV)
Her pazar 12.30'da başlıyor.
İZLİYORUM.
7 Şubat 2010 Pazar
15 Eylül 2008 Pazartesi
AĞLA SEVGİLİ YURDUM

Bu sıra kitaplarımın arasında debelenip duruyorum...
Siliyorum,temizliyorum, ayıklıyorum, yerleştiriyorum. Bazılarını görünce : "Aaa bu da mı vardı !" diyip seviniyorum. Kimine yeniden göz atıyorum.
Denemeler'den alıntı yaptım, bir önceki yazılarda. Şimdi de Ağla Sevgili Yurdum elimde... Ben bu gidişle işleri bir yılda bitiremeyeceğim anlaşılan !
Ağla Sevgili Yurdum... Can Yayınlarından çıkmış. Yazarı Alan Paton.Güney Afrikalı bir yazar. Yaşadıklarını anlatmış kitabında. Türkçesi, Mehmet Harmancı...
Kitaptan seçtiğim bir bölümü paylaşmak istedim sizlerle (s.104-105-106)...
" Kimi hiç zaman geçirmeden Güney Afrika'nın bölünmesini istiyor. Beyazların karalardan, karaların beyazlardan ayrı yaşayacakları parçalara... Karalar kendi topraklarını sürsünler, madenlerini işletsinler, kendi yasalarını kendileri uygulasınlar. Öbürleri erkekleri karılarından ve çocuklarından ayırarak madenlerde çalışmaya getiren ; yuvayı, aileyi dağıtan kamp düzenlerinin kaldırılarak , yerine kentte ve madenlerde yerli işçilere ayrılmış köyler kurulmasını istiyorlar.
.......Fakat bütün bunlara karşılık , ne Devlette, ne de Kilisede eşitlik isteyen yok.
Evet, yüzlerce, binlerce ses var yükselen. Fakat her kafadan bir ses çıkarken insan ne yapabilir ki ? Karaların beyazlardan çok daha fazla olduğu bu memlekette barışı nasıl kuracağımızı kim bilebilir ?
Kimi diyor bu dünyada yeteri kadar nimet vardır, birine fazla verilmesi, ötekine az kalması sonucunu doğurmaz. Birinin ilerlemesi ötekinin gerilemesi demek değildir. Düşük ücretli emekçi, halkın güçsüzlüğünü gösterir. Daha iyi ücretli emekçi ise daha çok pazar, daha büyük endüstridir, diyor bir kısmı. Başka bir kısım insanlarsa , bunun tehlikeli olduğunu , çok ücret ödenen emekçinin artık yalnızca çok satın almakla yetinmeyip daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar.
Bu memleketi nasıl bir biçime sokacağız ? Yalnız malımızı kaybetmekten korkmuyoruz çünkü. Üstünlüğümüzü kaybetmekten , beyazlığımızı kaybetmekten korkuyoruz.
Bilmiyoruz, bilmiyoruz. Günbegün yaşayacağız. Kapımıza daha büyük kilit asacağız.
Dikkatli olacağız, şunu, bunu, onu yaşamımızdan silkip atacağız. Güvenlik ve önlem içinde hapsedeceğiz kendimizi. Yaşantımız daralacak, fakat üstün varlıkların yaşantısı olacak. Korku ile yaşayacağız, ama hiç olmazsa bilinmeyenin korkusu olmayacak bu. Vicdan örtülecek; hayat ışığı söndürülmeyecek , fakat saklanacak, ilerde onunla yaşayacak bir kuşak için korunacak. Daha gelmeyen bir gün için... Ne var ki, bu gün nasıl gelecek, ne zaman gelecek, bunu hiç düşünmeyeceğiz... "
Alan Paton, bir konuşmasında bu kitabıyla ilgili şunları söylemiş:
" Benim inancım odur ki: Korkunun gücüne karşı koyacak tek güç sevgi gücüdür.
Eğer bu anlayış ve sevgi yitirilirse insanlık korku ve mutsuzluğa mahkum edilecek, yaşam da dayanılmaz bir köleliğe dönüşecektir."
Sevgi , bence de çok önemli... Okumak da öyle...
".... Daha çok okuyacağını, daha çok düşüneceğini ve sonsuza dek sessiz ve altta kalmaya yanaşmayacağını söylüyorlar."
Haksız da değiller , değil mi ? Zordur böyle insanları yönetmek...
11 Eylül 2008 Perşembe
KİTAP OKUMA CEZASI
Cem Uzan 'a Başbakana hakaret ettiği için"Kitap Okuma Cezası!" verilmiş. Daha önce de bir çobana bu ceza verilmişti. Kitap ve ceza... Neden toplum olarak okumadığımızı anladınız mı şimdi ?
Okumak ceza olarak görülüyor ! Ben bu cezaya dünden razıyım...Kitap okumak da ceza mı olurmuş ! Benim bugün kendime verdiğim cezayı görseydiniz acırdınız halime.
Salondaki kitaplığı döktüm orta yere... Elime de bir bez aldım, tüm kitapları tek tek silip yerleştirdim. Neredeyse tüm günümü böyle geçirdim. Yarın da aşağı odadaki kitaplığı döküp yerleştireceğim yeniden... İnanın çok zor bir iş.
Ama pırıl pırıl parlayan kitaplarıma ve düzenlenmiş kitaplığıma bakınca tüm yorgunluğumu unuttum.
Kitabı ödül olarak verin lütfen, ceza olarak değil !
Herkese iyi okumalar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......