"... trafik kazası oldu, şu kadar kişi öldü! "
Duyup üzülüyoruz.
Bir de yaralanarak kurtulanlar var!
Kurtulmak!
Asıl kurtulanlar ölenler mi? Yaralananlar ölmüyor, ama sürünüyor. Hem de sürüm sürüm sürünüyor...
Hastaneye yolu düşenler bilirler. Daha kapıdan girişte çileniz başlıyor.
Ankara Numune Hastanesinde alçılar içindeki hastalara tekerlekli sandalye vermiyorlar. Nedenini bir türlü çözemedim.Varlık içinde yokluk mu, gerçekten kısıtlı sayıda mı? Geçen gidişimizde bir tane bulmuştum, bu kez bulamadım.
Parmağı kırılan da beli kırılan da sedyede taşınmak zorunda. Hem de yakınları tarafından. Ne var bunda demeyin. Sedye trafiği sıkışık. Ne trafik ışıkları var ne trafiği düzenleyecek bir görevli. Biz iki kişiydik de kazasız belasız sedye turlarımızı tamamladık. Babam koridorlardaki hasta yığınları arasından yol açarken sedyenin önünü yönlendiriyor, ben arkadan itekliyorum. Başlangıçta acemiydik, sonra sonra ustalaştık sedye şoförlüğünde. Belim ağrısa da kırılmadı çok şükür!
Sedyeli hastalar sıradanlaşmış burada. Kimsenin aldırdığı yok! Asansöre binmek için en az yarım saat beklemek zorundasınız. Zaten bir sedye, asansörü kaplıyor, sayının çokluğunu da düşünürseniz duruma şaşmamak gerekir. Hasta yakınları burnundan soluyor, güç bela açılan asansör kapısından içeri dalıyor. Kimsenin kimseye acıyacak durumu yok. Çünkü burada herkes acınacak duruma düşürülmüş. Bir kampanya da Numune hastanesine gerekiyor! Tekerlekli sandalye kampanyası...
İlkel bir durum da doktor kapısında yaşanıyor. Kapıların üstünde hasta sırasını gösteren ekran var, ama 5. ortopedideki doktor kullanmıyor. Ayrıca içerden de sıra numarası verilmiyor. Sıranızı kapının üstüne asılmış bir kağıda kendiniz yazıyorsunuz, bir başka hasta yakını üstünü karalayabiliyor, sıranız geçti yeniden yaz deniyor. Kavga kıyamet içinde buluyorsunuz kendinizi. Tüm mücadeleme karşın biz de 46 olan sıra numaramızın üstü çizildiği için 90'ıncı olarak doktora röntgen sonuçlarını gösterebiliyoruz. Röntgen görevlileri sonuçları saat 13'te veriyoruz diyerek kurallara uyanları bekletirken bazı hastaların arka kapıdan sonuçlarını aldığını öğreniyoruz, doktor kapısında beklerken...
Artık her yerde işler arka kapıdan daha kolay çözümleniyor. Arka kapıları ön kapı yapsak nasıl olur ki?
Neyse sabah 07'de gittiğimiz hastaneden alçımız açılmış olarak akşam çıkıyoruz sevinç içinde. Doktor filme göz ucuyla bakıp tamam gidebilirsiniz, bandaj yapın, diyor başka da bir şey söylemiyor.
Eve gelince önce sıcak, sonra soğuk suyla bacağı ovdum, ama iyi mi kötü mü yaptım bilmiyorum. Bacak bir aydır alçıdaydı, fizik tedavi gerekir mi? Onu da bilmiyorum. Bilen varsa lütfen söylesin.
Bu arada şom ağzımı kapamadan bir müjde daha vereyim sizlere! Yeni sağlık yasasına göre ekim ayında başladığı duyurulan hasta katkı payı alma uygulaması haziran ayından geriye dönük alınıyormuş. Eczanaden ilaç alırken karşılaşacaksınız nasılsa. Ama şaşırmayın diye duyurmak istedim. Eczacılar odası dava açacakmış! Açsınlar da kimi kime şikayet edecekler!
Sağlık reformu dedikleri hastalardan para toplamakmış. Bunu da eczacılar eliyle yapıyorlar. Yıllardır sağlık katkı payı zaten maaşlarımızdan kesiliyordu. Bizden aldıklarını arka kapılardan kimlere dağıtıyorlar?
İşimiz zor, ne yapsak bilmem ki... En iyisi hep birlikte türkü söylemek:
"Ölem mi ölem mi?
katkı payı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
katkı payı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......