bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Mayıs 2008 Cumartesi
BAŞIM DERTTE
İstanbul'dan döndükten sonra artık yeni laptopumu kullanıyorum. Çocuklar hem yolcu etmeye geldiler Ataşehir'e hem de bunu elime tutuşturdular...
Eski emektarı seviyordum ama iyice yavaşlamıştı... Bilgisayarın başında daha fazla zaman öldürüyordum. Araya başka işler alıyordum açılıncaya kadar... Yenisi öyle mi ya ? Basıyorum tuşuna, internet alemi karşımda...Ne kadar da bize benziyor değil mi? Yaşlılar ve gençler...
Yeni, genç, hızlı; diğeri eski,yaşlı ve yavaş... Eskisi yerinden kıpırdamıyor. Kendine ait bir odası var, kurulmuş oturuyor. Ayağına gitmek gerekiyor. Yenisi öyle değil, gel diyorsun her yere geliyor seninle. Koş de koşacak...
Yeniyle üst kata, salona kurulduk. Daha çok televizyona bakar oldum. Aşağıda emektarla baş başaydık ikimiz... Neyse arada onu da ziyaret etmeliyim, vefasızlık olmaz. O benim ilk gözağrım, bilgisayar aleminde ne öğrendimse ondan öğrendim. Emekli oldu diye bir kenarda unutulacak mı ?
Aslında ikisinin de ortak bir sorunu var ve ben bu yazıya o sorunun sadece benimkilerle mi igili olduğunu anlamak, öğrenmek, danışmak amacıyla başladım. Lafı dolandırdım yine...
Bilmem sizlerinkinde de oluyor mu ? Dışarda neredeyse yaprak kımıldasa bizim internet bağlantısı iptal... Yağmur, rüzgar, fırtına... En büyük düşmanımız. Geçen gün hava çok kötü bozdu; gök gürlemeleri arasında bizim bağlantı da gümbürtüye gitti... Şimdi ölüp ölüp diriliyor!.. Benimle dalga geçiyor sanki... Gidiyor, geliyor; fazla kalmadan geldiği gibi yine gidiyor...
Söyler misiniz sizce bu normal bir durum mu ? Yoksa dış hatlarda mı bir sorunumuz var ? Bu yazıyı yazarken de pek çok kez gitti, gelmesini bekliyorum. Gelir gelmez hemen yayınlayacağım...
18 Şubat 2008 Pazartesi
İNTERNET ZARARLIYMIŞ
Genç bir kadın. Uzun boylu, güzelce, başı türbanlı . Üç çocuk annesi. On beş yaşında evlenmiş, şu anda yirmi sekiz yaşında. Kendisini okula göndermemişler ama o, çocuklarını okutmak istiyormuş.
Annesi ameliyat olduğu için bir gece hastanede kaldı ve gitti. Bir hafta süresince de bir daha gelmedi.
Onunla hastane salonundaki koltukta bir gece geçirdim. Kah uyuklayarak kah sohbet ederek sabahı ettik. Hemşire bölümündeki bilgisayarı işaret ederek:
"İnternet çok zararlı, kocam eve alalım dedi de aldırmadım." diyince:
"Neden zararlı? diye sordum. Başladı anlatmaya. Kepçeleri varmış, iş olunca kocası gidiyormuş ama, kışın pek iş olmadığı için zamanını İnternet Kafede geçiriyormuş.
"Ne yapıyorsun, bu kadar süre internette? " diye sorduğunda kocası:
"Rus kadınlarıyla çetleşiyoruz, ne kızıyorsun; görmüyorum, sadece konuşuyoruz!" diyormuş.
"Peki, ben de Rus erkekleriyle çetleşsem!" diyecek olmuş, tokatı yemiş...
Kaç saat kaldığını sorduğumda ne diyeceğimi şaşırdım. Gündüz on sekize kadar kalıyormuş, eve gelip akşam yemeğini yedikten sonra tekrar çıkıyormuş; artık gece duruma göre birde falan eve dönüyormuş.
"Bu pek iyi bir hal değil, ne yapmayı düşünüyorsun? " diye soruyorum.
"Yapacak bir şey yok, kaynanamgil de kızıyor ama gene de kocamdan memnunum, bunun dışında memnunum kocamdan...
Onlara da devlet yardım ediyormuş. İki ton kömür getirmişler kapıya. Çeşitli vakıflardan da çok yardım gelmiş mahallelerine. Ama artık vakıflar herkese vermiyormuş, muhtara sorarak ona göre göndereceklermiş kumanyaları. Görümcesinin buzdolabıyla çamaşır makinası bozulmuş "Deniz Feneri" derneğini aramışlar henüz bir ses çıkmamış! Bekliyorlarmış...
"Sen en iyisi eve bilgisayar almasına izin ver kocana, hiç olmazsa gözünün önünde olur." diyorum. Aklına yatıyor, gülümseyerek:
"Doğru söylüyorsun, evet evet eve alsın bilgisayarı..." diyip gözlerini uykuya teslim ediyor. Ne güzel huzur içinde uyuyor.
Bense....
Annesi ameliyat olduğu için bir gece hastanede kaldı ve gitti. Bir hafta süresince de bir daha gelmedi.
Onunla hastane salonundaki koltukta bir gece geçirdim. Kah uyuklayarak kah sohbet ederek sabahı ettik. Hemşire bölümündeki bilgisayarı işaret ederek:
"İnternet çok zararlı, kocam eve alalım dedi de aldırmadım." diyince:
"Neden zararlı? diye sordum. Başladı anlatmaya. Kepçeleri varmış, iş olunca kocası gidiyormuş ama, kışın pek iş olmadığı için zamanını İnternet Kafede geçiriyormuş.
"Ne yapıyorsun, bu kadar süre internette? " diye sorduğunda kocası:
"Rus kadınlarıyla çetleşiyoruz, ne kızıyorsun; görmüyorum, sadece konuşuyoruz!" diyormuş.
"Peki, ben de Rus erkekleriyle çetleşsem!" diyecek olmuş, tokatı yemiş...
Kaç saat kaldığını sorduğumda ne diyeceğimi şaşırdım. Gündüz on sekize kadar kalıyormuş, eve gelip akşam yemeğini yedikten sonra tekrar çıkıyormuş; artık gece duruma göre birde falan eve dönüyormuş.
"Bu pek iyi bir hal değil, ne yapmayı düşünüyorsun? " diye soruyorum.
"Yapacak bir şey yok, kaynanamgil de kızıyor ama gene de kocamdan memnunum, bunun dışında memnunum kocamdan...
Onlara da devlet yardım ediyormuş. İki ton kömür getirmişler kapıya. Çeşitli vakıflardan da çok yardım gelmiş mahallelerine. Ama artık vakıflar herkese vermiyormuş, muhtara sorarak ona göre göndereceklermiş kumanyaları. Görümcesinin buzdolabıyla çamaşır makinası bozulmuş "Deniz Feneri" derneğini aramışlar henüz bir ses çıkmamış! Bekliyorlarmış...
"Sen en iyisi eve bilgisayar almasına izin ver kocana, hiç olmazsa gözünün önünde olur." diyorum. Aklına yatıyor, gülümseyerek:
"Doğru söylüyorsun, evet evet eve alsın bilgisayarı..." diyip gözlerini uykuya teslim ediyor. Ne güzel huzur içinde uyuyor.
Bense....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİMSE YOK MU
"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...
-
ANKETİN SORUSU ŞU: Sizce Türkiye'nin en ÖNEMSİZ sorunu nedir? Seçeneklerden sadece birini tıklayacaksınız. Şimdiden teşekkürler...
-
Eşime sordum: "57" dedi, inanamadım! Şaka yapıyorsun, dedim. Hesapla bak, dedi. Hesapladım, hesapladım işin içinden çıkamadım......