18 Nisan 2009 Cumartesi

ÜZMEZ'İ ÜZMEYİN!

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CH%C3%BCseyin%20%C3%9Czmez,%20mizah%20dergileri%20kapa%C4%9F%C4%B1nda%5C6764775.jpg



14 Yaşındaki İlköğretim öğrencisi B.Ç 'ye Bursa-Mudanya'da cinsel taciz suçundan yargılanan Üzmez' i üzmeme çalışmalarının bütün hızıyla devam ettiği anlaşılmıştır.

Adli Tıp'tan verilen birinci raporda "Çocuk B.Ç. tacizden etkilenmemiştir!" yönündeki raporun usulsüz ve vicdansız bir rapor olduğu anlaşılınca ikinci bir raporun hazırlanmasına karar verilmişti.

Raporun sağlıklı hazırlanması için de Doç. Dr. Ayten Erdoğan Adli Tıp Kurumunda dört ay önce görevlendirilmişti. Ve bugün gazetelere şu haber düşmüştür:

"Doç. Dr. Ayten Erdoğan, 'Bu koşullarda sağlıklı rapor çıkarmak zor' gerekçesiyle Adli Tıp Kurumu'ndan istifa etti. 7 sayfalık istifa dilekçesinde neden İhtisas Kurumu'nda çalışamayacağını 27 madde halinde sıralayan Erdoğan, Adli Tıp Kurumu'na yönelik ithamlarda bulundu ve B.Ç.'ye yine aynı raporun verileceğini iddia etti.

İstifa eden psikiyatrist Doç Dr. Ayten Erdoğan, Adli Tıp kurumuna ağır eleştiriler yöneltirken, "B.Ç.'ye yeniden aynı raporu verecekler" dedi. Erdoğan, istifa gerekçesinde, "Bu koşullarda sağlıklı rapor çıkarmak çok zor" ifadesini kullandı.

İşte "Adli Tıp Kurumu'nda çalışan birçok üye ve yönetici tarafından eleştirilere ve yıpratmalara maruz kalmaktayım" diyerek istifa eden Doç. Dr. Erdoğan’ın istifa dilekçesinden çok çarpıcı iddialarda bulunmuştur."


Sayın doktorun iddialarını gazetelerden okuyabilirsiniz.

Beni şaşırtan Hüseyin Üzmez'i üzmemek için elbirliği edenlerin, Sayın Türkan Saylan'ı üzmek için güç birliği etmeleri! Bu size de garip gelmiyor mu?

Aynı şekilde Lozan'ı karalayanların Serv'i hortlatmak isteyenlerle işbirliği yapmasına siz de şaşırıyor musunuz benim gibi? Serv bir ulusun ölüm antlaşması, Lozan varoluş destanı değil miydi?

Ve son bir şey daha...

Hapishanelerimizin konuklarının eğitim düzeylerinin yüksekliğiyle dışardıkileri sollamış olması size de komik gelmiyor mu?

Gülsek mi ağlasak mı?

Galiba gülme aşamasına geldik toplumca!..

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CH%C3%BCseyin%20%C3%9Czmez,%20mizah%20dergileri%20kapa%C4%9F%C4%B1nda%5C6764776.jpg


22 yorum:

sufi dedi ki...

Aysemacım Türkiyede darbe olmamalı ama 12. dalga polis darbesi değil miydi? Ben cahilim de sorayım dedim öğretmenim?

Prima Rima dedi ki...

MİDEM BULANIYOR BAZEN ÖĞRETMENİM, BU NORMALMİ??

aysema dedi ki...

Her çeşit darbeye karşıyız Sevgili Sufi...

Bunlar kendi ellerinin karasını aydınlık insanlarımıza sürmeye çalışıyorlar. Ama öyle yapışmış ki her taraflarına, bundan kurtulamayacaklar asla... Yurtsever polislerimiz de baskı altına alınmış, F.Tipi örgüt meydanı boş sanıyor. Ve çok yanılıyor, her zamanki gibi...

Darbe yapmak için örgüt varsa eğer F.Tipi kişilere bakmalı, onlar adına konuşanlara,onların gazetelerine,televizyonlarına ve yaptıklarına...Öyle fazla araştırmaya da gerek yok. Kısaca gözatsınlar yeter.

Bunları sizin gibi, bizim gibi herkes biliyor...

aysema dedi ki...

Sevgili Prima Rima,

Midemizin bulanmasından daha doğal ne olabilir ki... Hepimizin çocukları var.

Midesi bulanmayanlar kendi çocuklarını B.Ç'lerin yerine koyup sonra bir kez daha düşünsünler...
Sevgiler.

Emrah Atik dedi ki...

Ben hala umutluyum; illaki bu kadar etki tepkiyi getirecek...
En çok hatayı kendine güveni olmayanlarla, kendisini abartıp aşırı güvenenler yapar, bunlar ikinci kategoride...
Müritleri eninde sonunda bu kadarı da fazla demeyecekler mi?
Rönesansı kilisenin içinden yetişmiş insanlar yaptı, bunlar da bu hunharca tavırlarıyla eninde sonunda kendilerini sorgulamalarına yolaçacak kimilerinin...
Ferhan Şensoy'un o harika kitabında dediği gibi ''Falımızda rönesans var!''
Biraz gecikmeli de olsa illaki olacak... Sonuçta bu insanlara inanan dürüst ve ahlak sahibi insanlar da var, onlar eninde sonunda bu ahlaksızlıkları görmeyecekler mi?
Bunları boşverin BİZ VARIZ! Bakınız çığrından çıkmış Ergenekon davasına tepkiler büyüyor, insanları pusturmaktı amaçları ama beceremiyorlar, Hülya Avşar bile tepki veriyorsa kendi çapında:)
Burası hala ATA'nın Cumhuriyeti...
Nazım'ın dediği gibi BU MEMLEKET BİZİM!

Eylem dedi ki...

adalete inancımız sarsılmasın diyoruz ama sonuç ortada.artık çocuklarımızı nasıl koruyacagız bilemiyorum bu sapıklara karşı.çünkü biz korumazsak bizden başka kimse sahip çıkmayacak çocuklarımıza.

beenmaya dedi ki...

adli tıp'ta olanlar oluyor zaten. bir cinayet soruşturmasıyla ilgili mahkemeden istenen görüntülerle ilgili açıklamaya da "ilgili personel askerde olduğu için veremeyiz" denmiş!!!

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

hukuk bir gün herkese lazım olur. Ama bunu anlarlarmı ki??

DemotikE dedi ki...

Evet...
Hukuk herkese lazım oluyor(!)
...
Aynı İran-S.Arabistan ve diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi...
...
İran halkı bugün kafasını taşlara vuruyor ama hava.
Şu an İran'da çok mutlu bir azınlık var.
Bayanların araç kullanmasının yasak olduğu İran'da bu mutlu azınlığın içindeki insanları (bayanlar) bu kanun nedense (!) kapsamamak ta...
Siz söyleyin neden acaba?
Birde bizim aslan medyamızca, utanmadan bu gerçeği bile bile "İran'da değişim rüzgarları var. Bayanlar araçlarıyla gönüllerinin istediği gibi gezebiliyorlar" diye haber bile yapıldı.
Oysa gerçek bu değil.
Bakın...
Düne kadar; "Başörtüsü, türban ne olur yani - Hangi üniforma? - Onlarda bizim gibi ama bakış açıları farklı - toplumda ayrımcılık yapılmamalı - türbandan zarar gelmez - devlet dairelerinde kılık kıyafet serbetliği olmalı - vb." kocaman sözler edilirken bugünlere gelineceğini anlayamadı milletimiz.
Çok uğraştık. Didindik. Anlatamadık. Ki; bugün bile hala anlayamayan dolu.
Artık kandırmayalım kendimizi, totaliter rejime yada başka bir ifade ile mollalar (bizde tarikatlar) yönetimine kendinizi alıştırın.
Bu gidişe "dur" diyecek "diyebilecek" hiç bir yetki sahibi ve düzeyi kalmadı.
İster inanın, ister inanmayın.
Sadece intikaları oynuyoruz
hepsi o.
Geçmiş olsun...
Burada yorumları ile katkıda
bulunan dürüst dostlar,
Dostça kalınız.

zihni dedi ki...

korku gerçeğin düşmanı. üzmez boş adam değil, o yaptığını bir kılıfa uyduruyor, yoksa "şeytana uymak" gibi bir gaflet ve dalalet üzmeze yakışmaz(!). sorun üzmezlede değil bana göre, üzmezleri yaratran kaynaklara hükümet bütçesi kadar bütçe ayrılırsa, bir de sivil rekabeti bu yolda kışkırtırlarsa, "en iyi halk aptal halktır" ilkesine yoğunlaşırlarsa, bu tablo karşısında herkes bu sırrı deşifre etmekten birbirinden korkarsa, üzmezler ve keneler de, bilumum aslaklar da buradan beslenecektir. Bataklık ve sinek ilişkisi gibi...

DemotikE dedi ki...

Sayın Zihni;
Üzmez gibi adamı ekrana çıkartıp;
"Ben gazeteciye kurşun sıkmış adamım" cümlesini kullanmasına izin verirseniz, sonuç elbet bu olur.
Ahmet Emin Yalman gibi zamanın gerçek aydınlarından birini hedef alan bu saldırı, aslında yine gerçek anlamda nedenleri ile ortaya koyulmadı-koyulamadı.
Biz, bu karanlık günlere işte o günlerden geldik.
Sorun korku değil sayın Zihni, bilgi ve kültürel eksikliğimiz.
1960 sonrası hiç bir ciddi hareket maalesef halk tarafından (cılız sesler dışında) destek bulmadı.
Gerçek anlamda halk desteği almayan hiç bir hareketin sonu olmaz - olamaz.
Ve bataklık...
Ülke olarak bataklıktayız. Ve hiç bir önlem düşünülemez dahi.
Nedeni; Ne bilgiye ne ekibe ne donanıma nede imkanlara sahip değiliz. Var olanı kendi elimizle çöpe attık.
"Bu ülke halkının şikayete hakkı yok" adlı yazımda biraz değindim nedenlere.
Radikal islam ülkemizde kök salıp yayılırken bas bas bağırdık.
Felaket senaryoları yazıyorsunuz diye birde saldırıya uğradık.
Ben, kellem koltukta bu tarikatların içine girdim, araştırdım. Sonuç belgeli gözemlerimi yayınlatamadım.
Bir kısmını blogumda yayınladım.
Bana "karamsar" diyenler, ne biliyor da neyi savunuyor?
Yakındır, öğrenmeyen zaten kalmayacak.

Gülen Tezer Üstün dedi ki...

Sevgili öğretmenim; o rapor toplumsal tepki olmasaydı, gayet güzel kabul görecekti.O adam mahkeme çıkışlarında yumurtalı, şemsiyeli saldırılara uğramasaydı her şey yolunda gidecekti.Demekki biz güç sahibi insanlarız; bunu anlamak için ille de her olay sonrası böyle haksız uygulamalara karşı çıkmamız gerekiyor demek.
Şunu hiç anlamadım; küçük bir kız çocuğunun ruhsal sağlığının etkilenip etkilemediğini sorgulamak nasıl bir anlayıştır?Bu, böyle bir sorgulamayı kesinlikle gerektirmeyecek bir durum.Hem bunun adı neden cinsel taciz; neden tecavüz değil de daha yumuşatılmış, eylemi asıl adından uzaklaştıran bir ifadeyle 'cinsel taciz' olarak tarif ediliyor?
Bu karara imzasını atan kişilerin aynı yaştaki çocukları aynı eyleme maruz kalsa 'tacizden etkilenmiş mi!?' gibi bir rapor alma arayışına girecekler mi?Etkilenmemesi mümkün mü; etkilenmedi raporu verilince 'şükürler olsun çocuğum bu cinsel tacizden etkilenmedi' diyebilecekler mi?

Doç.Dr.Ayten Erdoğan'ı geç kalmış bile olsa tavrından dolayı kutlamak gerek.

''Beni şaşırtan Hüseyin Üzmez'i üzmemek için elbirliği edenlerin, Sayın Türkan Saylan'ı üzmek için güç birliği etmeleri! Bu size de garip gelmiyor mu?''
Sorunuzu olduğu gibi aldım;
öğretmenim beyninize sağlık!

aysema dedi ki...

Sevgili Emrah Atik,

Ben de umutluyum. Geç de olsa gerçek suçlular hak attikleri cezayı alacaklar. Ancak bu arada masum insanların canı yanacak. Bu da insanı üzüyor.

Yanıt gecikti,özür dilerim. Bilgisayarım çöktü. İstanbul'daydım. Yeni döndüm.
Umutlarımızın tükenmemesi dileğiyle...

aysema dedi ki...

Sevgili Eylem,

Adalet Bakanının konuşmalarını, tavrını gördükçe adalete güvenimiz sarsılıyor ne yazık ki...

Kim suç işliyorsa cezasını çekmeli. Bizden diye sapıkları koruyanlar utansın.

aysema dedi ki...

Sevgili Beenmaya,

O haber beni de çok şaşırdım. Adli Tıp'ta bir görevli mi var? O askere gitti, kimse yok! demek işin ciddiyetten uzaklaştığı anlamını gösteriyor zaten.

aysema dedi ki...

Sevgili Lale,

"Hukuk herkese lazım olur." çok doğru söz. Kendilerine dokununca hukuktan en çok onlar şikayet ediyorlar.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Acı gerçekleri dile getiriyorsunuz biliyorum. İran örneği de çok önemli.Bununla ilgili bir iki film izlemiştim. Ayrıca İran'dan kaçan felsefecinin açıklamaları da korkutucuydu.

Biz de zor günlerden geçiyoruz. Umalım korkulan olmasın. Yapacak ne var?

Dostlukla...

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

"En iyi halk aptal halktır." sözü kimine göre doğru. Çünkü onları uyutmak kolay. Neyse ki aptal olmayanlar da var. Onları da bir şekilde korkutmak, yıldırmak için yoğun çaba harcanıyor. Başaramayacaklar demek istiyorum tüm yüreğimle. Kul mu yurttaş mı olacağız? Herkesin bu soruyu kendine sorma zamanı geldi sanırım.

Elimde olmayan nedenlerden yanıtı geciktirdim. Özür...

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

İçimi acıtıyor yazdıklarınız. Haklısınız tohumlar ekilirken herkes sustu. Şimdi hasat zamanı.Onun sancılarını çekiyor koca ulus.

Bataklığı kurutamadık. Halkı aydınlatamadık. Gücümüz yetmedi, sesimiz çıkmadı. Geldik bu günlere, kendimiz söyleyip kendimiz dinliyoruz. Ama yine de umut tükenmemeli demek istiyorum.

Geciktirdiğim için özür dilerim yanıtınızı...

aysema dedi ki...

Sevgili Gülen Tezer,
Her şeyi öyle güzel yorumlamışsınız ki söyleyecek söz kalmıyor.

Gerici bir yazar gazetesinde şöyle demişti bu olayla ilgili:" Müslüman kardeşim bir suç işlerse onu kimseye ısırtmam!

Anlayış bu olunca korumaya çalışmaları da kolay oluyor onlar için. Bunlar müslümanlığı da bilmiyor.

Hukuk sahipsizlere uygulanacak bir duruma gelirse felaket olur. Neyse ki hala Cumhuriyetin Gerçek Savcıları var, ben onlara güveniyorum.

Sevgiler...

aysema dedi ki...

Bugünlerde Üzmez'i üzenlerle ilgili soruşturmalara bakılıyor. Belki bir gün Üzmez'e de sıra gelir mi dersiniz? Yakında yaş haddinden affedilebilir . Erbakan da hasta, yaşlı diye tirilyon yolsuzluğundan aldığı cezadan Cumhurbaşkanımızın affı sonucu kurtulmuştu. Bu onu iyileştirmiş olacak ki soluğu İran mıydı, Irak mıydı oralarda aldı...

Üzmezi de affedelim mi ki?

Adsız dedi ki...

Hüseyin Üzmez, bu sıralar deli raporu alıp hapisten kurtulmaya çalışıyor. Yakında başarırlar. Bekleyip göreceğiz.