5 Nisan 2009 Pazar

KİŞİSEL YAZACAKTIM


Bugün kişisel bir yazı yazmak istiyordum.

Zaman geçiyor diyecektim. Cahit Sıtkı "Yaş Otuz Beş" demiş, üzülmüş diyecektim. "Yolun yarısı " diyerek insan ömrüne yetmiş yıllık bir ömür öngörmüş diye üzüntülerimi paylaşacaktım. Bunu, doğru kabul etmeyeceğimi belirtecektim. Nasıl kabul edebilirim ki? Kabul edecek olsam yirmi yıldan az zamanımın kaldığını düşünüp üzülecektim. Biraz grip oldum diye ölecek miyim yani?

Hayır, ben yaşamak istiyorum. Daha yapacağım çok şey var. Evet, haklısınız. İlk torunumu gördüm. Ama onun büyümesini de görmek istiyorum. Sonra küçük kızımın mutluluğuna tanıklık etmek, yavrusunu kucağıma almak, öpmek, koklamak istiyorum. Yeter mi? Yetmez tabi. Torunlarımın çocuklarını da sevmek istiyorum suç mu?

Hepsinden önemlisi onların güzel ülkemizde özgürce yaşamalarını istiyorum. İnsanca yaşamalarını, aşkla, sevgiyle büyümeleri... Sanatın her alanında paylaşım gösterecekleri günü hayal ediyorum. Yaşamlarında hurafelerin olmamamasını, yalancıların, dolandırıcıların, cezasını bulmasını istiyorum. Bilimin aydınlığında yaşamalarını diliyorum.

Evet, bugün ben kişisel takılacaktım. Olmadı, yapamadım yine!

Star TV'de Ruhat Mengi'nin programını izliyordum bu pazar günü. Anlatılanlar canımı sıkıyordu. Hastaydım, ama yaşıyordum. Yine de umutluydum. Olanlar reklam aralığında oldu. Şöyle diğer kanallara da bir bakayım, diye gezerken yerel kanalda takılıp kaldım. Aaa ben bunu tanıyorum, tanıyorum, kim di bu!..

Programın adı: Ahir Zaman Sohbetleri...

Sunucu genç bir çocuk, ama bana yaşlı bir insanı çağrıştırıyor. Hem de boşa yaşamış olanlarından. Boş boş bakıp abartılmış bir saygıyla karşısındakine "hocam" diye hitap edip Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden izleyicilerin gönderdiği soruları yöneltiyor.

Hocam, denilen kişi tanıdık geliyor bana. Yooo diyorum, kendi kendime; o olamaz! Google'ye bakıyorum. Evet, o! Hem de pek çok yerel kanalda dini sohbetler yapıyor. Ateist dedikleri kişilerin enses ilişki içinde oldukları sözleri kulaklarımı tırmalıyor. Arkasından Muhsin Yazıcıoğlu'nu Ergenekon örgütü öldürdü, diyor. Kendinden emin. Sonra 2041 yılında Hz İsa'nın öldüğü günkü kıyafetleriyle tekrar dünyaya bırakılacağını, o zaman Hz. İsa'yı evlendireceğini söylüyor. Yanlış duymadınız, Hz. İsa'yı evlendireceğiz! diyor.
Sonra da evrim yalanının televizyonlarda anlatılmasından dem vuruyor...

Adını söylemeyeceğim bu hocanın... Çünkü ona kimsenin gücü yetmiyor, mahkemeleri zaman aşımına uğruyor, nasıl oluyorsa. Ama onun eli uzun. Blogspotu kapattırabilir. Adını da sahte adını da bilenler biliyor. Bilmeyenlere de bilenler anlatsın artık...

8 yorum:

uykusuz dedi ki...

bu adamın elinin uzandığı yerleri herkes biliyor, dini bütün!!! camiada da sevilmektedir aslında, şimdi Ergenekondan prim yapmaya çalışıyor.
Nedense!!! acılı anne ve babaların feryatları 1-2 haberde kalıyor, kimsenin ilgilendiği yok.
İzliyorum, Amerikadaki dini bütün!! zat ilk olarak attı bu iddiayı ortaya, ne güzel senaryo. Uğur Mumcuyu, Cumhuriyet gazetesini, Hrant Dinki bağlayıverin Ergenekon dediğiniz saçmalığa. Birgün bunların hesabı sorulacaktır onu da aklınızdan çıkarmayın.
Bir adamcağız ölmüş, Muhsin Yazıcıoğlu. Zaten korunan, gözetilen bir adam, yani iktidar ile benzer yolda, neden suikast yapılsın ki? İlahi takdir, 3 Tipliyi, Sivastaki onca aydını unutmamak gerekir.
Bir çıkar ilişkisidir,ve din buna alet edilmektedir. Cahiliye devresini atlatamamış garip Türk insanını kontrol etmek için en güzel yoldur din tacirliği

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Bu ülkenin aydınlık günler görmesini kaplten diliyorum. Ve tüm dolandırıcıların, en kutsalı kendi hilelerine alet edenlerin, hırsız ve ahlaksızların hakettikleri cezayı yaşamalarını dahası hayatlarımızdan sonsuza dek çıkıp gitmelerini istiyorum. Bu konuda umutlu olmak istiyorum. Bebeklere baktıkça onların gelecekleri için endişelenmeyi değil umutla dolmayı diliyorum. Her gün bıkmadan usanmadan bunları diliyorum. Biliyorum ki bu dilekleri paylaşan pek çok insan var.

aysema dedi ki...

Bu ABD' de yaşayan değil. Türkiye'de altın saraylarda, zengin ailelerin yakışıklı-güzel çocuklarıyla yaşayanı.Kanser oldum, numarasıyla kan bağışı kampanyaları düzenletenlerle birlikte olan hani. Babuna, Mabuna! Hatırlayın canım. Milletin kanını satanlar.Birilerine yazdırdığı kitaplar bedava tüm şehirlerde dağıtılmıştı. Darvin düşmanı.

Ben adını yazmıyorum şimdi. ABD'deki neyse bu da aynısı...

aysema dedi ki...

Sevgili Aydan Atlayan Kedi,

Dileklerinize yürekten katılıyorum. Bu kişilerin sonsuza değil hayatlarımızdan çıkıp gitmelerini istiyorum. Kendilerine uygun ülkelere yerleşsinler.

Çocuklarımızın geleceğini karartmasınlar, yeter artık!

Sevgiler...

uykusuz dedi ki...

yok canım tabii ki biliyorum abd de yaşayan olmadığını da fark eder mi?
Önce Amerikada yaşayan başlattı bu suikast işini , sonra fırsatını bulan cahil devam etti.
dediğim gibi alışveriş, imkanların kullanılması. ne kadar sömür o kadar iyi mantığı. Malesef temizleyememiş bunları büyük adam, güvenmiş bizlere, biz azınlıkta kalmışız

aysema dedi ki...

Sevgili Uykusuz,

Özür dilerim, hastalığıma verin. İlk yorumunuzu tekrar okuyunca anladım, anladığınız gerçeğini...
"Acılı ailelerin feryadı" ifadenizden anlamalıydım. Ama o kadar çok konuda acılı anababalar var ki hangisi olduğunu karıştırdık.

Eskiden Kadir Çelik "Objektif" adlı programlarına çıkarırdı ana babaları. Sanırım o program da yok artık...

Teşekkürler...

Dostça kalın, sevgiyle yaşayın.

Prima Rima dedi ki...

BEN ANLADIM ÖĞRETMENİM,AYNI SAATLERDE GÖRDÜM SANIRIM BENDE...KANALLAR ARASI GEZINIRKEN AMA O KANALIDA PAT DIYE GEÇDIM IZLEMEDIM.

aysema dedi ki...

Sevgili Prima Rima,

Ben de geçsem keşke, ama geçemiyorum.Merakla, ne söyleyecekler diye bekliyorum. Sonra da sinir oluyorum böyle...
Nasıl bu kadar güçlendiler, ne zaman hoca oldular, muta nikahlarını nasıl unuttular, nasıl unutturdular, bu kanalları nasıl ele geçirdiler, bilmediğimiz görmediğimiz neler neler yapıyorlar... Yanıtsız sorular üşüşüyor peş peşe...
Bu kadar sahipsiz mi bu ülke?

Sevgiyle kal...