18 Ocak 2009 Pazar

HABERİN VAR MI?

İÇERDE


Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere.
Yastığım, ranzam, zincirim.
Uğruna ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş.
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...

ahmed arif



"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..." Evet, toz duman içindeki ülke haberlerini izlemekten bunaldığım bir sırada bugün ben bunu hissettim:

"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..."

Haberin var mı?

Bugün Sevgili Parpali (Tülay) bize geldi...

Bahar getirdi,
Mutluluk getirdi,
Dostluk getirdi,
Yağmur'a birbirinden güzel üç giysi getirdi...

Bu kadar mı?
Yetmez mi?
Yeterdi,
Gelmesi
Yeter de artardı bile...

Ama
Haberin var mı?
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?

Bu kadar da değil!
Taaaa Rize'den GALENİ dayısı da güzel mi güzel bir battaniye göndermiş Yağmur'uma...


Şimdi siz olsanız ne hissedersiniz?

Sözcükler boğazınızda düğümlenmez mi?
Benim öyle oldu.
Konuşmak, yazmak anlatmak istiyorum.
Olmuyor!

Sadece hissediyorum.
Umutlanıyorum...

"Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Haberin var mı?

15 Ocak 2009 Perşembe

SEVGİ BÜTÜN


Yağmur'dan sonraki hayatım:

Uyku,
Yarım yamalak.
Yemek,
Yarım yamalak.
Okumak,
Yarım yamalak.
Dinlenmek,
Yarım yamalak.
Blog,
Yarım yamalak.


Her şeyden biraz
Her şey yarım yamalak.


SEVGİ

Sevgi bütün
Yürek bütün

SÖZÜ MÜ OLUR YARIM TUTKULARIN?

13 Ocak 2009 Salı

YANARIM YANARIM



Bir büyük dava...

İçinde Susurluk var!
Kanlı katiller var!
Adi suçlular var!
Toplumda saygınlık kazanmış insanlarımız var!
Atatürkçüler var!

Hükümete karşı olanlar var!
Suçlular var!
Suçsuzlar var!


Ve

Bu kadar büyük
Bu kadar karmaşık
Bir davaya
Üç savcı mı bakıyor?
Neden?
Neden birkaç savcı daha görevlendirilmez ki?

Çabuk sonuçlandırılması isteniyorsa
Bu olamaz mı?
Bence ACİLEN sonuç alınmalıdır!

Hukuka güven için,
Topluma huzur için,
Suçsuz yere içerde tutulanlar için
Davanın selameti için,
Sonuca gidilmeli,
Bitirilmeli, hemen bitirilmeli, çabuk bitirilmeli...


Pardon diyeceğiniz insanlar için,
Yapılmalı gerekenler neyse...

Yanarım, yanarım!
Pardon diyeceklerinize...
Suçsuz yere hapislerde çürüteceklerinize...
Atatürk Türkiyesinden yana olmaktan başka suçu olmayanlara...
Gerçek Atatürkçülere...
Yanarım.

Yoksa:

"İnanın Mustafa Kemaller Tükenmez!"

11 Ocak 2009 Pazar

GENÇ ANNE-BABALARA ARMAĞANIM OLSUN



NİNNİLER





Yağmur Yağar Sere Serpe
Yağmur Yağar Sere Serpe
Kulağında Elmas Küpe
Uyuturum Kızımı Koka Öpe
E…… E…… Ninni
Ninni Benim Nazlı Kızım Sana Ninni

Yağmur Yağar Lüle Lüle
Oğlum Gelir Güle Güle
Ter Bıyığını Sile Sile
E…. E…. Ninni
Ninni Benim Güzel Oğlum Sana Ninni


Uyusun Da Büyüsün
Uyusun Da Büyüsün Ninni

Tıpış Tıpış Yürüsün Ninni
E…. E…..
Uyu Yavrum Ninni

Dandini Dandini Danalı Bebek
Elleri Kolları Kınalı Bebek
E…… E…..
Uyu Yavrum Ninni

Dandini dandini danalı bebek-1
Dandini dandini danalı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim de yavrum cicili bebek
Uyusun da büyüsün ninni...

Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı...

Lahanayı yemez kökünü yer
Benim de kuzum lokum yer
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni...

Hu hu hu kuşu
Hu hu hu kuşu
Ben çıkmadım yokuşu
Yokuş bülbül yuvası
Mmamalar pişirir hanım ninesi
Yavrum yesin büyüsün
Hem büyüsün hem yürüsün
Mini mini yavruma
Küçücük yavruma hu ninni

Hu hu hu kuşu
Derenin tepenin baykuşu
Enginlerde yuvası
Mamalar getirir babasi
Yavrum yesin büyüsün
Hem büyüsün hem yürüsün
Mini mini yavruma ninni
Küçücük yavruma ninni


Hu, huu, huuu kusu
Men çıkamam yokuşu
Çalılıklar yuvası
mama getirir bebeğimin babası
E e, eeeeeeeeeeeeeeee, e
Ninni benim yavruma ninni

Huu huu
Dervişler bir gelini almışlar
Kürklerine sarmışlar
Opüyüp kokuyum derken
Devrik dingile kalmışlar
E e, eeeeeeeeeeeeeeee, e
Ninni benim yavruma ninni


BEBEĞİM


Bebeğim kocaman, onu tutamam.
Ninniler söylerim, hiç uyutamam.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.
Evcilik oynarken bana eş olur.
Hem anne hem baba hem kardeş olur.
Oynayıp gülüyor, bizi süzüyor.
Mamasını yemiyor, beni üzüyor.


NİNNİ

Çocuğum geceler yatağın
Çağırır bir ninniye vücudunu
Bu sesler gecelere
Sanki bir ninni söyler
Gece ninni gibi dinler
Uyusun da büyüsün ninni.

NİNNİLER

Ninnilerin benim olsun
Uykularım senin olsun
Akan sular ömrün olsun
Ninni yavrum, kuzum ninni

NİNNİ

Hey develer develer
Peynirlidir pideler
Yedi yedi dedeler
Hani bize dediler
Oğluma uyku verdiler.


NİNNİ

Gökte yıldız oynuyor
Gözüm yavruma doymuyor
Ellerde yavruma doymuyor
Ellerde yavru çok amma
Benim yavrum uyumuyor
Ninni, ninni bebeğim ninni

NİNNİ

Derin gölde biter kamış
Uzar gider vermez yemiş
Benim oğlum safi gümüş
Kuzum nenni yavrum nenni

E E ESİNE

Yavrum gitti teyzesine
Teyzesi çok kibar hanım
Altın koymuş çevresine
Uyusun da büyüsün ninni,
Tıpış tıpış yürüsün ninni

NİNNİ

Dandin dandin danadan
Doğmuş bebek anadan
Böyle güzel doğar mı?
Öyle çirkin anadan.

NİNNİ

Al babası al babası
Yağlığımı sar babası
Oğlun mektebe hazırla
Kitap al da sal babası


NİNNİ
Minik minik kolları,
Düşmüş iki yanına,
Başı düşmüş yastığa,
Uyuyor mışıl mışıl,
E bebeğim ee ee ee
E bebeğim ee ee ee

NİNNİ
Kavak gibi boylanasın ninni
Söğüt gibi dallanasın ninni
Kazanılmış mal yiyesin ninni
Ninni benim yavrum ninni

NİNNİ

Karga seni tutarım
Kanadını yolarım
Yelpazeler yaparım
Hanımlara satarım.
Uyuyacak yavrum ninni
Büyüyecek yavrum ninni
Ninni benim yavruma ninni

NİNNİ

Tilki duymasın ninni
Tilki duyarsa yavrum
Hem seni yer hem beni
Ninni yavrum ninni

NİNNİ

Ninni ninni ninnice
Akşam baban gelince
Hani yavrum deyince
Seni önüne koyunca
Öpüp garnı doyunca
Ninni yavrum ninni
Ninni ninni hu ninni


NİNNİ

Yola giden yolcu baba
Bizde giyerik aba
Osmancıkta Koyun baba
O da sana himmet versin
Allah sana ömür versin ninni


NİNNİ

Ninni de ninni demekten
Ben kesildim yemekten
Hastayım annem yürekten
Doktor gelsin frekten
Ninni benim yavruma ninni
Ninni benim kuzuma ninni




NİNNİ YAVRUM NİNNİ
Ninni çaldım beşiğine
Devlet konsun eşiğine
Düşman ölsün keşiğine (sırasına)
Ninni yavrum ninni


NİNNİ
Asmaya kurdum salıncak
Eline de verdim oyuncak
Yine de uyumadı gitti
Şu küçücük yumurcak.

NİNNİ

Dandini dandini danalı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim de yavrum cicili bebek
Uyusun da büyüsün ninni...
Dandini dandini dastana
Danalar girmiş bostana
Kov bostancı danayı
Yemesin lahanayı...
Lahanayı yemez kokunu yer
Benim de kuzum lokum yer
Uyusun da büyüsün ninni
Tıpış tıpış yürüsün ninni

NİNNİ

Pazarda da kuzu
Yükü de kırmızı
Ananın bir kızı
Uyu kızım ninni
Pazarda da ceviz
Kırarım da karpuz
Nişanlım da yavuz
Uyu kızım ninni
Pazarda da bal var
Nişanlına yalvar
Kız başında şal var
Uyu kızım ninni
Evimizin önü kiraz
Kirazdan aldım biraz
Yine mi öttü ilk horoz
Uyu kızım ninni
Evimizin önü kuyu
Kuyudan alırlar suyu
Küçüksün var daha uyu
Uyu kızım ninni

10 Ocak 2009 Cumartesi

BİZE GELİNCE CADI



Yapamam diyordum, unutmuşumdur sanıyordum. Elim ayağım dolaşır, altını açamam, ya düşürürsem diye uykularım kaçıyordu!

Hayır, tıpkı bisiklete binmek gibi, unutulmuyormuş. Her ayrıntıda daha dünmüş gibi anımsıyorum çocuklarımın bebekliklerini... Tat aynı tat, mutluluk aynı mutluluk, sevgi aynı sevgi ! Farklı olan, değişen sadece benim. Daha bir deneyimli, daha güvenli, daha coşkulu ve daha az yorgun...

Yaşamak gerekiyor, herkesin yaşaması gerekiyor...

Sevgili gençler, bir engel yoksa bu mutluluğu sizler de tatmak için çalışmaya başlayın. Bunu öncelikle kendiniz için yapın; sonra da yaşarken büyüklerinize de tattırın. Hiç de zor değil, ufak tefek sıkıntılar, verdiği mutluluk karşısında öyle cılız kalıyor ki... Hepsi yavrunun bir gülümseyişiyle uçup gidiyor.

Olmuyorsa evlat edinin, korkmayın! Öyle çok yavru var ki sizin sıcaklığınıza muhtaç... Bir kez bağrınıza basın, bir daha vazgeçemezsiniz. Bebeğe vereceğiniz sevgi ve ilginin sizi de fazlasıyla mutlu edeceğini şaşırarak göreceksiniz. Kendinize bu iyiliği yapın lütfen.


Öyle tatlı ki anlatamıyorum. Ağzı süt kokuyor, derler ya, Yağmur'un ağzı gerçekten süt kokuyor. Gündüzleri daha uslu, gece anne-baba ayakta! Sabaha karşı nöbetçi anneanne olarak görevi ben alıyorum da gözleri biraz uykuyla buluşuyor ana-babanın... Dedesi hafta sonları (cuma gecesinden) burada! Kim önce kaparsa bebişin gazını çıkartma şansı onun oluyor...

Anne-baba biraz sitemkar:

"Anneanneye-dedeye melek, bize gelince cadı !" diyorlar gülerek...

Eeeee o kadar da farkımız olsun değil mi? Sizlerin de sıranız gelir inşallah!..

9 Ocak 2009 Cuma

ÜZÜM YEMEK Mİ BAĞCIYI DÖVMEK Mİ ?


Olayları izliyor musunuz? Ben torunumdan fırsat kaldıkça izlemeye çalışıyorum. Ve şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüyorum.

Susurluk: Tarihimizin karanlıkta kalan bir dönemi... Aydınlatılması, sorumlularının cezalandırılması için büyük kampanyalar yapılmıştı.

İbrahim Şahin, o dönemde görevli başsavcı Sayın Sabit Kanadoğlu tarafından yargılanmış ceza almıştı anımsadığım kadarıyla...

Şimdi Ergenekon kapsamında İbrahim Şahin ve Sabit Kanadoğlu aynı davada örgüt üyesiymiş gibi bir arada anılıyor!

Bu iki kişi bile olayın garipliğini göstermiyor mu?

Acaba diyorum bütün bunlar olayların çözümünü kördüğüm yapmak, çözümsüzlük üretmek, halkın kafasını karıştırmak için mi yapılıyor? Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek mi ki...

Bir tarafta kanlı katiller çetesi, eli silahlılar!

Bir tarafta ülkenin en saygın, laik-demokratik-sosyal-hukuk devletinden yana olan Atatürk Cumhuriyetini koruma ve kollama görevini yerine getirmek için özveriyle çalışan vatan sevdalıları, eli kalemliler!


Eli kalemlilerin temizliğini, eli silahlıların kanıyla kirliymiş gibi gösterip bazı gizli amaçlarına kalkan mı yapmak istiyor birileri?

Etraf toz duman, göz gözü görmez olmuş. Kuzular kurtların arasına atılmış yuvarlanıp gidiyoruz!

Sonumuz hayrola...

6 Ocak 2009 Salı

ELA VE YAĞMUR (Gayyor'dan Teşekkürlerimle Alıntıdır)


"..................

yazının sonuna gelmeden sizlere iki mutlu haberim var sevgili aysema öğretmenim anneanne oldu:)

sevgili Özgür anne oldu:)
yani iki bebek daha dünya ya merhaba dedi YAĞMUR VE ELA..umarım hayat onlara hep ama hep şans getirir..mutluluk getirir..2009 un ilk bebeklerinden biri onlar..
ve bir de söylemeden geçmem BENDENİZİM BANA BERE ÖRÜYOR..YEŞİL..
BÜYÜK BİR ZEVKLE VE ÖLÜNCEYE KADAR HER KIŞ TAKACAĞIM..
BİR DE DÜN AKŞAM BİLETLERE BAKTIK..ÜÇ ÇEYREK BİLETİMİZ VARDI..O KADAR SEHPANIN BAŞINDA SAYILARDAN GÖZÜMÜZ YAMULDU..AMA ÇIKA ÇIKA BİR 10 YTL LİK AMORTİ VURDU BİZE..
olsun ya bakmak bile heyecanlıydı..
Başkaaaaa ımmmm unuttuğum bir şey var mı
yok..:)
Tanrım alaramı ardamı ela ve yağmur bebeği tüm çocukları herkesi tüm sevdiklerimi nazarlardan korusun..
Ardamın atletine iliştirdiğimiz ve hiç çıkarmadığımız nazar boncuğunu sizlerde eksik tutmayın üzerinizden, yüreğinizle kalın.."



pRncfRn'den TEŞEKKÜRLERİMLE ALINTIDIR

cak 2009 Pazartesi

hoşgeldin, bebek!


ruhunun beden bulmaya başladığı sırada daha mı soğuktu bebek?
daha mı hakediyordun adını?
zamanda kıyafet bulduğunda mı donuktu dökülenler?
damlaların denize kavuştuğu,
çimleri yalayarak toprağa eriştiği,
günahları temizler gibi sokakları süpürdüğü,
pencerelere vurup gökyüzüne dua getirdiği,
alevleri ormanlardan kurturdığı andaki sevinçte Yağmur.
donarak yıkar isterse!
süzülerek vücutlara girer,
ve isterse artık taşırır nehirleri Yağmur.
tarihler mi değişmiş?
rakamların yeni kombinasyonuna,
boş yere mi sevinmiş insanlar?
biliyor musun bebek, neden sevindiklerini biliyor musun?
sana ne demek gerek bebek, bilmiyorum.
çok güzel bir yere geldin diyemeyeceğim belki,
ama emin ol güzel kucaklara düştü bu damla.
güzel ellerde buharlaşacak.
buharlaştığı o elleri tekrar beslemek için,
dönüp, dolaşıp, gökyüzüne karışacak,
yeniden yağmaya.


Yağmur Prensi'nden Yağmur Bebek'e... Hoşgeldin, bebek!

HERKES OKUSUN LÜTFEN (Pandora'dan Alıntıdır)

Vak'it'lerine!

vak it

VAK''İT!''

''Dinime küfreden,müslüman olsa!?''

Aşağıdaki yazı, Ankara’da doğalgaz sızıntısı sonucu yaşamını yitiren yedi genç için yapılan habere olan ortak bir tepkidir. Katılıyorsanız yazıyı kopyalayıp blogunuzda yayınlayabilirsiniz.

Yılbaşında ölen 7 çocuk üzerinden yaptığınız haberleri kınıyoruz. Yaşları 19 ile 23 arasında değişen, hayatlarının baharında 7 çocuğun doğal gazdan zehirlenerek ölmelerini, alkole, uyuşturucuya, ahlaksızlığa, Filistin’e bağlamanız akıl alır bir şey değil ve hiçbir şekilde dine ya da insanlığa sığmıyor. Kimse Filistin’de çocuklar ölüyor diye sevinmiyor. Hiç kimse Kuran kursu yıkılıp da altında can veren çocuklara sevinmiyor. Kimse depremde ölen binlerce cana sevinmiyor. Ama siz, resmen “ölümü hak ettiler, kendi suçları” demeye getiriyorsunuz ve işin esas sorumlularının aranmasına engel oluyor, olaydaki ihmalin göz ardı edilmesine sebep oluyorsunuz. Yılbaşı kutlaması ya da değil, alkollü ya da değil, hatta inançsız ya da değil, hiç kimse böyle bir ölümü hak etmez.

Siz kan üzerinden propaganda yapıyorsunuz, sizler resmen ölümü, tecavüzü meşru kılma çabası içerisinde suça davetiye çıkarıyorsunuz. Cahil, saf insanlara “birisi alkol alıyorsa, ölebilir” mesajı veriyorsunuz. Ne yaptığınızın farkında mısınız? Sitelerin kapatıldığı, içkinin yasaklandığı, porno zina tartışmalarının yaşandığı şu günlerde siz ahlak bekçiliği yapıp, ona buna laf atarken, bünyenizde bir yazar başkasıyla evliyken, yaşı reşit olmamış bir kızla sevişiyor ve siz iki yüzlüce bunu savunabiliyorsunuz. Başkalarından beklediğiniz ahlak sizde nerede? Hangi ahlaktan bahsediyorsunuz siz gerçekten? Alkolün, yılbaşı kutlamalarının ahlakımızı bozacağını söyleyen sizler, şu yaptığınız haberlerle ahlaksızlığın dik alasını yaptığınızın farkında değil misiniz gerçekten? Siz suçlunun kimliğine bakmadan suçlamayı, mazlumun kimliğine bakmadan onun yanında olmayı öğrendiğiniz zaman gerçekten “iyi” olacaksınız oysa, bu tavrınızla ise sadece kötüsünüz, kötü kalplisiniz, sizin için bir şey ifade edecekse ‘cehennem’liksiniz. Toplum huzurunu bozmak suçundan size dava açılması en büyük dileğimiz. Zira siz toplumu bölüyorsunuz, uçurumlar yaratıyorsunuz, şiddeti körüklüyorsunuz, insanları tahrik ediyorsunuz. Perişan olmuş 7 ailenin acısına, hayattaki en büyük acıyı yaşayan o ailelere, umarsızca nanik çekiyor, onlarla dalga geçiyorsunuz. “Filistin’de ölenleri düşünün, bunları değil” diyorsunuz. Oysa o ayrı bir şey, bu ayrı. İnsan eğer içinde insan sevgisi taşıyorsa, her iki olay karşısında da acı duymayı, saygı duymayı bilir. Biri diğerini engellemez. Ama maalesef, sizin insanlığınız ölmüş ve başkalarınınkini de öldürmek için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz. O çocuklar alkol mü aldı, esrar mı içti, seks mi yaptı bilinmez. Önemli de değil. ölüm sebepleri bunlar değil çünkü. Doğal gaz sızıntısı sizi de uykunuzda yakalayabilir çünkü. Ayrıca, bu insanlar fahişe de olabilirlerdi, alkolik de, uyuşturucu bağımlısı da, hatta sizin için en kabul edilemez şey de olabilirlerdi: bir kafir! Ne olursa olsun, ölüm ‘yaşasın, hak ettiler’ denecek bir şey değildir. Bunu demek katillere icazet vermektir. Size göre alkol alan birinin, açık giyinen birinin, kızlı erkekli aynı evde bulunan birinin, bir katilden, bir tecavüzcüden daha ahlaksız olması ne kadar acı. Özür dileyeceğinizi umuyoruz. Çünkü o ailelere bir özür borçlusunuz, bu ülkeye bir özür borçlusunuz. Depremde kaybedilen binlerce canın ardından yapılan “7.4 yetmedi mi” zihniyetini, bu nefreti siz doğuruyorsunuz çünkü. Sizin kararmış kalbiniz, yozlaşmış ahlak anlayışınız doğuruyor. Susmanızı diliyoruz artık. Çünkü hezeyanlarınıza inanan, bir takım saf insanlar var. Din maskesi altına sakladığınız, aslında dinle en ufak bir alakası olmayan zihniyetinizi göremeyen bir dolu insan… Susun artık. Susun gerçekten. Allah değil ama şeytan sizinle gurur duyuyor olmalı. Ölenlerin her ne olursa olsun, insan olduğunu hatırlamanız ve bu tip bir acıyı bir gün sizlerin de yaşamamanız dileğiyle… Dikkat edin, “yaşamamanız” diyoruz biz hala, çünkü biz iyiyiz, biz insanız, biz kimse ölsün, evlat acısı yaşasın istemiyoruz. Zihniyetleri her ne olursa olsun istemiyoruz. Çünkü biz sizin gibi şeytan değiliz, olamıyoruz maalesef.

Dırdırcı'dan alıntıdır.

Bir grup iyi ‘insan!!!

4 Ocak 2009 Pazar

GECİKEN TEŞEKKÜR KABUL OLUR MU?


Geciken adalet adalet değildir, biliyorum. Peki geciken teşekkür teşekkür müdür? Sanırım duruma göre değişir.

Sevgili Dostlarımın hoşgörüsünü bildiğim için rahattım doğrusu. Bugün nihayet boş zaman bulabildim. Anneanne olmanın da bir bedeli var değil mi?

Öncelikle tüm akraba ve dostlarımıza teşekkür ediyorum. Gerek hastaneye gelerek gerekse telefonlarıyla sürekli yanımızda olduklarını hissettirdikleri için çok çok teşekkür ediyorum.

Mutlu haberi benden önce blog dostlarıma müjdeleyen dostumuz Emir'e;

Merak edip biz hastanede Yağmur Bebek'le yeni buluşmuşken telefonla arayan Sevgili Tülay ( Parpali)'a;

Hem bloguma uğrayıp güzel dileklerini yazan, bununla da yetinmeyerek kendi bloğunda benim anneanne oluşumu kutlayan Sevgili Gayyor'a ve Şahmaran'a;

Sevgili Rüyayla'ya;

Sevgili Laleninbahçesi'ne;

Sevgili Galeni'ye;

Sevgili Yeniay'a;

Sevgili Handan'a;

Sevgili Pandora'ya;

Sevgili Aydan Atlayan Kedi'ye;

Sevgili Bendeniz'e;

Sevgili pRncfRn'e;

Sevgili Balkahve'ye;

Sevgili Denizanası'na;

Sevgili Requien for a dream' e,

Sevgili Kedila'ya;

Sevgili Zihni'ye;

Ve

Blogumu tesadüfen keşfeden öğretmen arkadaşım Sevgili Demet Acar'a (Eşine ve çocuklarına sevgilerimi ileterek) ;

Ayrıca blogumun düzenli okuyucularından yazlık komşumuz Münevver-Reşat Altun çiftine müjdeyi okur okumaz telefonla aradıkları için ;

VE SEVGİLİ OKUYUCULARIMA ÇOK ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM...

Yağmur Bebek son anda yakaladı 2008'i... Şimdi 2009'da olduğumuza göre bir yaşında mı sayacağız armağanların en tatlısını?

Tekrar herkese, herkeslere binlerce teşekkürler. Yeni yıl tüm insanlık için mutluluk yılı olsun, herkesin dilekleri kabul görsün efendim, mutluluk yağmurları sizleri de sırılsıklam yapsın tez zamanda efendim ...

"Bebeğimin bebeği olacakmış" derken şimdi, " bebeğimin bebeği oldu" demenin mutluluk sarhoşluğunu yaşıyorum ben...

Sevgilerimle...

Geciktirdiğim için de özür diliyorum.

1 Ocak 2009 Perşembe

KİMSE YOK MU

"bu geceyi bağırtan ben değilim bu geceyi bu bir yürek gibi buğulu bu uğultulu yangın gecesini rezil rezil bağırtan ben değilim gem...