26 Mayıs 2008 Pazartesi

ÖZGÜRLÜKTEN SIKILDIM

Evet, yanlış okumadınız ; ben artık özgür olmak istemiyorum. Hatta mahkum olmak istiyorum...

" Düştüm mapus damlarına öğüt veren çok olur.
Toplasam o öğütleri burdan......."

Bırakın öğütü möğütü de itiraf edin artık. Siz de sıkılmadınız mı bu kadar özgür yaşamaktan...

Her gün kalk, aceleyle, ayak üstü bir şeyler atıştır ; artık kendi araban mı olur, dolmuş mu, yoksa otobüs mü koş işe...
Gelsin çaylar, kahveler... Çalış, çalış , çalış. Akşam aynı koşuşturma...

Eskiden daha çoktu sosyal aktiviteler , ama artık yok denecek kadar az. Çünkü sosyal etkinlik demek, para harcamayı gerektiriyor. Şöyle dostlarla sinemaya, tiyatroya gitsek ya da dışarda denize karşı bir akşam yemeği yense birlikte güzel olurdu özgürlük, ancak olmaz ki... Tatlı tatlı yemenin acı acı hesap ödemesi oluyor...

Bir Mercimek bulmak zorundayım. Tanıdıkları arasında böyle biri olan varsa lütfen bana göndersin, çok ihtiyacım var. Beni de mahkum ettirsin, çok sıkıldım bu özgürlükten. Ya siz?

Bana ne, bana ne işte ! Ben de Erbakan gibi mahkum olmak istiyorum. Artık Altınoluk mu , Ayvalık mı , Alanya mı, Dikili mi olur, içlerinden birinde , mahkum hayatı yaşamak istiyorum. Gördüm Hocanın Altınoluktaki villasını, hemen denizin kenarı.

Ne dersiniz mahkum hayatına alışabilir miyim? Yoksa hata mı ediyorum. Sabah kalkacaksın, denize gireceksin bahçenden; duş alacaksın,yardımcılarının hazırladığı kahvaltıyı yapacaksın. Ağaçların arasındaki hamağa uzanıp kitabını okuyacaksın. Yorulmuş, acıkmış olarak yerinden kalkıp hazır masaya oturacaksın. Kuş sütü ve kuru üzümün de eksik olmadığı sofranda konuklarınla birlikte nefis bir öğle yemeği yiyeceksin. Bütün bunları yaparken hesap mesap düşünmeyeceksin. Çünkü Mercimek'ten gelen paralar küplerde duruyor. Harca harca bitmez...

Sıkıldınız mı? Tabi sıkılırsınız, o kadar yenir mi? Hocamız da biraz sıkılmış ki, dostlarına: "O, son dilimi yemeyecektim, ama altı da üstü de öyle güzel kızarmış ki kadayıfın, dayanamadım! "diye gevrek gevrek anlattıktan sonra öğle uykusu için odasına çekilecek.

Sonra... Sonrası bu mahkumiyet sürüp gidecek sıkılıncaya kadar, sıkılınca izin veriyorlarmış kışlık evine dönmene. Hocamızın ne kadar ileri görüşlü olduğu, burada hemen akla geliyor. Yazlığının yakınında Edremit'te, hava alanı yaptırmasaydı güçlü olduğu zamanlarda, şimdi nasıl gider gelirdi...

Akıllı olacaksın, akıllı... Bir de Mercimek bulacaksın. Ondan
sonrası " Gel keyfim gel... "

Ne o, bakıyorum hepiniz heveslendiniz mahkumluğa... Olur valla,
çok şükür ülkemizde Mercimek türevleri çok, isteyen herkes bulabilir birkaç tanesini...

İyi tatiller, ay pardon herkese böyle mahkumiyetler...

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Bende isterim? Aynısından...
EMİR:)

aysema dedi ki...

Böyle mahkumiyet dostlar başına desem mi ki...