31 Mart 2009 Salı

DUMANLI DAĞLAR



"Siz söyleyin ey dumanlı dağlar!
Gönlüm neye gizli gizli ağlar?"


Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenaze töreni yapılıyor bugün...

Bu güne değin ne Büyük Birlik Partisine ne de Yazıcıoğlu'na yakın oldum. Düşüncelerine de zaman zaman kızdım, eleştirdim.

Sivas Madımak otelindeki aydınlarımızı , insanlık dışı yaratıkların bilerek, isteyerek çıkardıkları yangınla canlı canlı yaktıkları olayla birlikte geldi aklıma bu parti. Kaçmak, canını kurtarmak amacıyla BBP'nin pencerelerinden içeri girmek isteyenlerin engellenmesi, hatta itilmek istenmesi, ölüme terk edilmesi hiç aklımdan çıkmadı.(Basından, TV'lerden öğrendik.)

Ama şimdi Muhsin Yazıcıoğlu'ndan ve Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde düşen helikopter kazasında ölen ; donarak ölen, zamanında yetişemeyen yardım nedeniyle ölen insanlarımızın anısı karşısında utanıyorum. İnsanlık adına utanıyorum! Üzülüyorum...

Hiç kimse yanarak da , donarak da ölmesin... İki olayda da beklenen yardım gelmedi, gelemedi!..

Madımak, Sivas şehrinin göbeğindeydi, hava sıcak mı sıcaktı, 2 Temmuz'du...
Göksun, dağlar arasındaydı, hava soğuk mu soğuktu, 25 Mart'tı...


Kazada ölenlerin ailelerine, yakınlarına, sevenlerine, partililerine sabır diliyorum. Böyle utançlar yaşamak istemiyoruz toplum olarak. Kurtarmalıydık, kurtarabilmeliydik...


"Siz söyleyin ey dumanlı dağlar!
Gönlüm neye gizli gizli ağlar?"

19 yorum:

umidim dedi ki...

Çok alicenap bir gönlünüz var tebrik ederim. Geçmişin hissiyatıyla nefret kusanlar varken bu derece olgun bakabiliyor olmanız çok önemli bir özelliktir.

Kolaylıklar

aysema dedi ki...

Sivas'ta yakılan insanların acısı yüreğimizi yakıyor, utanıyoruz. Sorumlulara kızıyorum çok. Yakanlara da, zor durumdaki insanları parti binasına almayarak göz göre göre seyirci kalmalarına da öfkeleniyorum.Geç kalan kurtarıcılara da... 37 kişi yanarak ölüyor burada!

Kaza sonrası yaralılara zamanında ulaşamayan , sorumsuz sorumlulara da çok kızıyorum.

Ancak suçluların cezasının yargıyla verilmesinden yanayım.Yargının hızlı ve adil olmasının gereğine inananlardanım.

Sevgili Ümitim, teşekkür ederim.

*ĞĂŶŶŐŔ* dedi ki...

aysema öğretmenim dikkatinizi mutlaka çekmiştir..sivas bbp ye oy vermeyi akıl etmiş bu yıl..ama yazcıoğlu bu hayatı terkettiğinde..ne üzücüdür ki sivas halkının aklına şimdi gelmiş,yazıcıoğlu için sivas'ın "kara sevda"oluşu..o gitti göremedi..sivası bbp'nin aldığını..
en çok o gazeteciye üzüldüm ve aklımdan hiç çıkmayacak o cümlesi "hala yerimizi tespit edemediniz mi"nasıl ağladım ne kadar ağladım bilmiyorum..bir insanın ölüme bırakılması kadar kötü hiç bir utanç olamaz..helikopterin koltuğuyla birlikte kayıp kurtulma çabası sarfeden o gazeteciyi kim anıcak yıllar sonra..bu kadar kolay mı insan hayatını ihmal karlığa satmak..hala akp ye oy veren insanlar adına üzülüyorum..20 dakikalık bir telefon konuşmasında iki dakikada tespit edilmesi gereken yeri bulamayacak kadar pasif bir ülkeyiz biz..hükümet mi o da ne? bizim halkımız koyun gibi gerçekten güdülmeye alışmış..şimdi oturdum seyrediyorum daha ne kadar ampüller yanacak bu ülkede diye..
yüreğinize iyi bakın..

aysema dedi ki...

Sevgili Gayyor,

O gazeteciye ben de çok üzüldüm. Beş ceketi üst üste giyip kurtulmaya çabalamış kırıklarıyla. Ne çekmiş, neler yaşamış, ne acılar içinde tutunmaya çalışmış yaşama. O elinden geleni yaptı; yerini bile doğru saptayamayanlar utanmalı...

Bir de tlf. da yanılmıyorsam 7777 noyu çevirince (neredeyim hattı) bulunduğunuz yeri belirtiyormuş. Bunu herkese duyursalar ya. Öncelikle de acil servis görevlilerine... Ölen gazeteci bilseydi oradan yerlerini söyleyebilirdi. Pisi pisine öldüler işte! Yazık...

Sevgiler...

Banu Durgunlu dedi ki...

Ah Aysema hn.aynen bende sizin gibi düşünüyorum...Siyasi görüşleri,düşünceleri,hataları doğruları ne olursa olsun,onlar da insandılar...Onlarında sevenleri,anneleri,eşleri ve çocukları vardı...O yüzden elbetteki her vicdanlı insan gibi bende üzüldüm:(
Ama bu üzüntüm,kurtarma rezaleti ile daha da katlandı...
Bedava yaşıyoruz diyorduya Orhan Veli...Hava bedava su bedava...Bilseydi,görseydi bu günümüzü...İnsan hayatı bedava!yı da eklermiydi şiirine acaba?:(
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Sevgili Banu Durgunlu,

İşin en acı yanı beceriksiz kişilerin görevlerini yapamamaları. Atıp tutmada mangalda kül bırakmayanlar kriz anında sapıtıp kalıyorlar.

Tlf'da kişilerin eşiyle yaptıkları konuşmaları bile dinleyenler asıl dinlemeleri gereken yerlerde böyle acılara neden oluyorlar. Altın gibi zamanı heder ediyorlar.

Başka ülkede olsa yer yerinden oynar. Kayseri valisi işgüzarlıkla bulundu diye haber oluyor. Belki bu da kurtarma çalışmaların gecikmesine neden oluyor.

Sivas'ta insanlar diri diri yakılırken de seyretmişlerdi.

Vicdanları sızlamıyor mu sorumluların? Allah'ın takdiri mi diyeceğiz yine... Allah'a havale et kurtul, ne kolay!

Sevgiler...

Site editörü dedi ki...

"Madımak Oteli ile BBP Sivas İl Teşkilatı sırt sırta. Madımak Oteli olayında içlerinde Arif Sağ`ın da bulunduğu 33 vatandaş, parti binamıza sığındı. Ortalık sakinleşince sessizce tahliyelerini sağlayın dedim. Buna Arif Sağ ve diğerleri şahittir.Arkadaşlarımız ikramda bulunup, aileleriyle görüştürmüşlerdir. Olaydan kurtulanlar daha sonra teşekkür etmişlerdir, fakat mensubu bulundukları gruplardan çekindiklerinden olsa gerek, bunu basın önünde zikretmekten hep kaçınmışlardır. BBP maalesef gösterdiği hassasiyetin karşılığını onlardan aynı derecede alamamıştır. Hatta bugün olaylar gündeme geldiğinde sanki BBP`nin de bu işte bir dahli varmış gibi gösterilmeye çalışılmıştır. BBP`nin bu tür eylemler içinde olması mümkün değildir. Fikirlerimizi siyasi olarak dile getirir, mücadele ederiz. Şiddete başvuracak her türlü eylemin karşısında oluruz. Elbette ki bu olayın sorumluları Sivas`a gidip bu provokasyonu yapanlar, orada bu olaylara sebep olanlar ve başta hükümet olmak üzere, içişleri bakanı ve o dönemin Sivas valisidir. Bu sebeplerden dolayı, Sivaslı kardeşlerimiz hiçbir olayın içinde bulunmadığı halde büyük mağduriyetler yaşamıştır. Bundan sonra bu tür olayların yaşanmaması en büyük temennimizdir" Muhsin YAZICIOĞLU
---------------------------------
Olaylara ateist kartel medyasının penceresinden bakmaya devam ettikçe yanlış yorumlamaktan kurtulamayacaksınız.

aysema dedi ki...

Ben Sivas'ta yaşanan acıyı televizyonlardan izledim. Pencereden alınmadıklarını da canlı canlı gösterdi televizyonlar. Ama sonradan aldılarsa bilmiyorum. O günlerde böyle açıklamalar yoktu. Hangi medyaya bakmam gerektiğini söyler misiniz? Lütfen önerdiklerinizin isimlerini açık açık yazın.

Bilgi için teşekkürler...

Parpali dedi ki...

Aysema öğretmenim, Sivas'93 oyununu izlemiştim ben. En güvenilir kaynaklardan, olayı yaşayanlardan aldıkları bilgilerle sahnelenmiş bir oyundu. Yandaki binanın BBP binası olduğunu bilmeden, can havliyle oraya sığınmışlardı insanlar. İlk olarak almak istemediler içeri. Niyetleri o insanları "kaderlerine" terketmekti. Ama sonra, olayın her anında yanlarında bulunan bir polis içeri girerek ikna etti BBP binasındakileri. Böylece kurtuldular. Yani o polis olmasaydı ne olurdu, düşünmek istemiyorum.
İzlediğim günden beri etkisini yitirmedi o oyun bende.
Çok kişiyle konuştum bu konuyu. "Hak ettiğini buldu" diyordu çoğu. Ama ne olursa olsun, insan, insan olarak düşünüyor karşısındakini. Kendini onun yerine koyuyor. Dün de, bugün de insan canının bu kadar değersiz oluşuna isyan ediyor.

Site editörü dedi ki...

E-mail listemde olmadığınız için, ateist kartel basınından bahsettiğim son mesajım size ulaşmamıştı. Bahsi geçen yazıyı ve evrim yalanını savunan ateist yayın organlarının listesini web siteme ekledim. Yine web sitemin "Basında Yalan Arşivi" başlıklı üç koca sayfasını bu inkarcı basının yalanlarına ayırmış, onların yazdıklarına güvenilmemesi gerektiğinin bundan 1400 sene önce kutsal kitabımızda bile yazılı olduğunu belirtmiştim. Ben burada hiç kimseye herhangi bir medya grubunu izlemesini tavsiye etmek niyetinde değilim. Fakat bahsi geçen listede "Evrimci" olmayan, yani açıkça Allah'ı inkar etmeyen gazeteler ve bunların bağlı bulunduğu TV'ler takip edilebilir. Başta imanı gideren evrim yalanı olmak üzere, yalanlarıyla kendine para ödeyenleri aptal yerine koyan gazeteleri ve onların TV'lerini takip edenler, Hucurat Suresi 6. ayetinde geçen "Fasıklardan aldığınız haberi araştırın" emrinin muhatabı olmaktan kurtulamazlar. Tabii kendilerini ayetin başında geçen "Ey iman edenler!" hitabına muhatap kabul ediyorlarsa...

aysema dedi ki...

Sevgili Parpali,

Paylaştığın için çok teşekkür ederim. Sivas Madımak yangını hem ülkemiz adına hem de insanlık adına utançla hatırlamamız, hatta hiç unutmamamız, ders almamız gereken acılar... Orada yakanlar da zevkle izleyenler de insanlıklarını kaybetmişlerdi. Biz insanlığımızı yitirmedik ki ölüme terk edilen insanlar için üzülmeyelim.

Hem de çifte üzüntü ve utanç yaşadığımız. Ülkenin tüm olanaklarının işe yaramamasının verdiği utanç, off çok kötü hepsi!

aysema dedi ki...

Site Editörü,

Neden bu kadar korkuyorsunuz ve tedirginsiniz anlamıyorum. E-mail listenize kayıt olmak zorunda mıyım? Ateist medyayı sitenize eklediğinizi söylüyorsunuz, onların adını açıklıyorsunuz, onların bizi dinden imandan çıkaracağını söylüyorsunuz. Ben de sizden beğendiklerinizin listesini de yazınız diyorum.

Beğendiklerinizi burada yazmanızın ne sakıncası olabilir ki? Burayı okuyanlardan hiçbiri, siz beğenmiyorsunuz diye okuduklarından vazgeçmezler, yine sizin beğendiklerinize de yönelmezler. Herkes kişiliğini bulmuş, yetişkin insanlar. Okumuş yazmış kişiler. Gazete okuyup da inancını değiştireni de hiç duymadım.

Bu kadar iddialı konuştuğunuz için ben sizin beğendiklerinizi merak ettim. Ben her türlü yayını okuyorum, okuyacağım da. Düşünceme ters gelenleri de okuyorum. İyiye-doğruya-güzele ulaşmaya çabalıyorum.

Lütfen burada beğendiklerinizi yazın. Bekliyorum.

Site editörü dedi ki...

Öğretmenim, ben de beni nasıl yanlış anladığınızı anlayamıyorum. Beğendiklerimi yazmaktan neden korkayım ki? Sadece amacımın insanları belli bir medya grubuna yönlendirmek olmadığını yazmıştım. Merak ettiğiniz için yazıyorum, web sitemdeki devasa "Basında Yalan Arşivi"nin tamamına yakınını Vakit gazetesinden aldım. Ateist medyanın toptan Vakit'i hedef almasının altındaki en büyük nedenlerden biri de, Müslüman basında evrimci basının yalanlarını Vakit kadar çok ortaya çıkaran ve teşhir eden gazete olmayışıdır. Onların yalanlarını, gizli ilişkilerini araştırma ve bulma konusunda Vakit'in bence rakibi bile yoktur Müslüman basında. Bakın son Davos hadisesinde her zamanki gibi İsrail'den yana olan Doğan Yayın Holding medyasının aslında %25'inin İsrail malı olduğunu dün, Vakit ortaya çıkardı. Bu da gündeme bomba gibi düşen, o inkarcıları ise yine çok kızdıracak bir haberdi. "Vakit haricinde gazete takip etmiyor musun?" derseniz Vakit'i bile son beş aydır "vakit" darlığndan okuyamıyor, sadece bilgisayarımın arşiv bölümüne kaydetmekle yetiniyorum, diyebilirim size. Bu yüzden de sitemdeki "Basında Yalan Arşivi" bölümünün 4. sayfasını açamadım. Okuyamadığım gazetede son beş aydır kim bilir ne yalanları yer almıştır evrimcilerin. İlk fırsatta bu köşeyi zenginleştireceğim inşaallah. Bugüne dek fazla okuma imkanım olmasa da Türkiye Gazetesi ve Milli Gazete'yi de tutarlı çizgilerinden dolayı beğenirim. "En çok satan Zaman'dan bahsetmedin" derseniz, size "En çok O'na kızgınım" derim. Çünkü çok ve büyük hatalar yapıyorlar, hangi tarafta olduklarını sıkça unutuyorlar. Ayrıntılara girmeyeyim, çok uzar... Yine Yeni Şafak, sözde müspet bilinen bir gazete olmasına rağmen içinde faizli bankaların faizli kredi reklamlarının yer aldığını söylesem sanırım oldukça şaşırırsınız buna. Evrimci medyaya Allah'ı inkarlarından ve cahil insanları evrim yalanıyla dinden çıkarmalarından dolayı kızgınım ama müspet görünümlü olup da bu görünümü istismar ederek para kazanmasına rağmen, nerede durması gerektiğini bilmeyen, çizgisini koruyamayan, yani dik duruş gösteremeyen sözde müspet basına da oldukça kızgınım. Hayatta her zaman doğru tercihler yapmamız temennisiyle... Selametle kalın...

aysema dedi ki...

"Vakit haricinde gazete takip etmiyor musun?" derseniz Vakit'i bile son beş aydır "vakit" darlığndan okuyamıyor, sadece bilgisayarımın arşiv bölümüne kaydetmekle yetiniyorum, diyebilirim size. Bu yüzden de sitemdeki "Basında Yalan Arşivi" bölümünün 4. sayfasını açamadım. Okuyamadığım gazetede son beş aydır kim bilir ne yalanları yer almıştır evrimcilerin. İlk fırsatta bu köşeyi zenginleştireceğim inşaallah. Bugüne dek fazla okuma imkanım olmasa da Türkiye Gazetesi ve Milli Gazete'yi de tutarlı çizgilerinden dolayı beğenirim. "En çok satan Zaman'dan bahsetmedin" derseniz, size "En çok O'na kızgınım" derim. Çünkü çok ve büyük hatalar yapıyorlar, hangi tarafta olduklarını sıkça unutuyorlar. Ayrıntılara girmeyeyim, çok uzar... Yine Yeni Şafak, sözde müspet bilinen bir gazete olmasına rağmen içinde faizli bankaların faizli kredi reklamlarının yer aldığını söylesem sanırım oldukça şaşırırsınız buna."

Sevgili Site Editörü Kardeşim,
Yukarıya aldığım satırları siz yazdınız. Ve beni haklı çıkardınız. En çok beğendiğiniz, ve 'basında yalan arşivini' alıntıladığınız Vakit gazetesini bile dört aydır zamansızlıktan okumadığınızı söylüyorsunuz. Oysa ben hiç güvenmediğim bu gazeteyi bile sizden çok okumuşum.

Diğer gazeteleri sanırım hiç okumuyorsunuz. Ben okuyorum. Beğendiğim yazılar da var, beğenmediklerim de...

Zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz, bilemiyorum. Ancak site editörü adıyla okumadan eleştiri yapmanızı doğru bulmuyorum. Siz başkalarının yazdığını alıp yayınlıyorsunuz. Düşünmüyor, başkalarının söyledikleriyle düşünüyor gibi yapıyorsunuz, yanlış olan da bu...

Hepsini inceleyip ondan sonra iyi ya da kötü yönlerini ortaya koymak daha doğru yargılara götürür bizi. Körü körüne hiçbir şeyi savunmayalım, diyorum ben...

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın...

Site editörü dedi ki...

Öğretmenim öncelikle bugün sözde çağdaş geçinen fakat düpedüz örümcek kafalı olan, çünkü karşısındakinin ne dediğini bile doğru düzgün dinlemeden/okumadan karar vererek yafta yapıştıran, bir de bunun üstüne az gelişmişliğiyle gurur duyabilen tayfasına dahil olmadığınızın kanıtı olan; devlet televizyonunun bile kendini bilmez biçimde kartel basınının dayatmalarına uyarak cephe aldığı Vakit gazetesini, görüşlerini benimsememenize rağmen okumanızı takdirle karşılıyorum. Bugün, içinden bir kelimesini bile okumadığı halde adını duyduğunda o gazeteye küfreden o kadar çok insan var ki bu ülkede. Sorsan "neden kızgınsın?" diye, verecek cevapları da yok. Her neyse konumuz Vakit değil...

Beni yukarıda bahsettiğim örümcek kafalı tayfaya benzetmenize gelince, buna elbette verilecek cevabım var. Bir kere bunu neye dayanarak söylediğinizi açıklamanız gerekirdi. Evet, müspet gazeteleri bile okumaya zaman bulamıyorken kartel gazetelerini tabii ki okumuyorum. Hem bunu istesem ve vaktim olsa bile iki nedenden dolayı zaten yapamam. Birincisi, muzır neşriyatların poşete konmadan satılmasını doğru bulmuyorum ve de niyeti bozup muzır neşriyat seyretmek istesem, bu konuda poşette satılanları tercih ederdim. Hem o işin ehli onlardır. Hem de verdiğim para, Allah'ı inkar edenlerin cebine gitmemiş olurdu. İkinci nedenin, birinci nedende bahsi geçti, şöyle ki... Araştırma için de olsa Allah'ı inkar eden gazetelere ödeyeceğim her kuruşun ahirette hesabı sorulacağı için yarın Allah'ın huzurunda bana; "Beni YOK sayanlara para ödedin!" diye hesap sorduğunda verecek cevabım olmadığı için, vaktim olsa bile o yalancı paçavralara para ödeyip alamam. Parasız hediye edilse, yine de muzır neşriyatları evimde açıkta bulundurmaktan haya ederim. Ben sitemde özellikle Türk basınındaki evrim yalanından bahsettim. Bunu da sadece başkalarının haberleriyle değil, kendi yazılarımla da yaptım. Sitemin MEDYA bölümünü tekrar incelerseniz, kendi kalemimden çıkmış yazılarımı görebilirsiniz. Özellikle kartel basınındaki yalan habercilik "meziyeti" konusunda "Yalan Haber Yazma Hürriyeti Yoktur" yazıma ve kartele genel bir bakış olan "Gazeteci Ne İşe Yarar?" yazılarıma göz atabilirsiniz. İnkarcı gazetelerin Allah'ın ayetlerinin aksine fetvalar veren sözde ilmihal köşeleri hakkında da geniş bir dosya koyacağım önümüzdeki günlerde siteye. Peygamber Efendimiz(sav)'in dövme için Allah'ın lanetini celbedeceğini bildirdiğini bildiğim halde dövmenin silinebilirliğini internetten araştırırken bir kartel gazetesinin sözde ilmihal köşesinin, dövmenin caiz olduğunu yazdığını görüyorum. Aynı yazının alt kısımlarında gazetenin sözde ilmihal hocası "porno yayın seyretmek caizdir" diyor.(İnanmayan varsa bkz.:Vatan 26.05.2006) Aysema hanım, bana karşı tarafın yazılarını da okuyun diyorsunuz ya... Ben, bırakın onların yazılarını takip etmeyi veya hatalarını araştırmayı, bugüne dek gördüğüm ve tesadüfen karşıma çıkan rezaletleri hakkında bile koca bir kitap yazabilirim. O gazetelerin tamamını her gün okuyabilsem, içlerindeki rezaletlerden herhalde bir iki sene içinde koca bir külliyat yazardım! Ayrıca o paçavraları baştan sona incelememe gerek bırakmayan bir neden de Vakit'in her gün yayınlanan Arşiv köşesinin, tüm gazeteleri her gün inceleyip önemli kısımlarını alıntılaması. Daha önce bahsettiğim teist hemşerim bir gün bana "Abi işin gücün yok mu? Oturup tek tek gazetelerin yedikleri haltları mı araştırıyorsun?" gibi bir soru sormuştu. Kendisine bunu benim yerime Vakit'in Arşiv köşesinin yaptığını yazmıştım. Okunmayı bekleyen o kadar çok önemli eserler varken kartele harcayacak zaman bulmak imkansız ve de gereksiz! "Kartelde hiç mi beğendiğin bir şey yok?" diye sorarsanız, Engin Ardıç ve Hasan Celal Güzel gibi düzgün yazarları beğendiğimi, küfre dolaylı da olsa hizmet etmek dışında bugüne dek bir yanlışlarına rastlamadığımı, hatta bugüne dek okuduğum bütün yazılarının altına imzamı atabileceğimi belirteyim.

Son olarak şunu belirteyim ki, ben bugüne kadar ne gördüysem onu yazdım. Kulaktan duyduklarımı, başkalarının görüşlerini değil, kendi görüşlerimi yazdım. Onun için tekrar ediyorum, sitemin MEDYA bölümünü tamamen incelemeden, bana "düşünmeden yazan yazar" yaftası yapıştırmanızı kabul etmiyorum. Selametle...

aysema dedi ki...

Sevgili Editör,

Sizinle farklı pencerelerden bakıyoruz olaylara.
Siz "Vakit" gazetesine gözü kapalı inanıyorsunuz. Her yazdıklarını aynen aldığınızı söylüyorsunuz. İşte sizin sözleriniz:

"Ayrıca o paçavraları baştan sona incelememe gerek bırakmayan bir neden de Vakit'in her gün yayınlanan Arşiv köşesinin, tüm gazeteleri her gün inceleyip önemli kısımlarını alıntılaması. Daha önce bahsettiğim teist hemşerim bir gün bana "Abi işin gücün yok mu? Oturup tek tek gazetelerin yedikleri haltları mı araştırıyorsun?" gibi bir soru sormuştu. Kendisine bunu benim yerime Vakit'in Arşiv köşesinin yaptığını yazmıştım."

Bak kardeşim bu yaptığın yanlış. Sen o gazeteleri eleştiren yazılar yazacaksan okumak zorundasın.

Ben Vakit gazetesini okuyorum. Ve en güvenilmez gazete olduğunu söylüyorum. Çünkü tek taraflı bir bakış açısıyla gerçekleri çarpıtarak verdiğine inanıyorum. Diğer gazetelerde beğenmediklerim de var beğenmediklerim de... Bu ayrımı sağlıklı yapabilmek için okuyorum. Siz de okuyun, eğer yazacaksanız, okumalısınız.

Altına imzamı atacağım dediğiniz yazarlar da benim en güvenilmez bulduklarım. Hasan Celal Güzel ve Engin Ardıç... İkisinin yazılarını da TV. de yaptıkları konuşmaları da hiç beğenmemişimdir. Hasan Celal Güzel'in Milli Eğitim Bakanlığını da nasıl berbat bir şekilde yürüttüğünü biliyorum.

Sizin düşüncelerinize saygı duyuyorum, ama katılmıyorum.Her çeşit düşünceyi içeren kitapların okunması bizi doğruya daha yaklaştıracaktır diyorum.

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın...

Site editörü dedi ki...

Benimkine "gözü kapalı inanmak"tan çok, "güvenmek" demek daha doğru olur bence. Ayrıca bir tarafta yalan haberciliği meslek ilkesi haline getirmiş bir basın varken, yalansız bir gazeteyi "güvenilmez" diye nitelendirmenizi anlayamıyorum ben de. Bir de Arşiv köşesinin diğer gazetelerdeki yazıları aynen yayımladığını siz de çok iyi bilirken, benim Arşiv köşesindeki yorumları aynen kopyaladığımı ima etmenizi anlayamıyorum. Evet arşivcinin de yorumu var o sayfada, ama onun yazdıkları beni ilgilendirmiyor, ben kendi kelimelerimi kullanıyorum yazılarımda. Ayrıca önceki mesajımda da yazdığım gibi kartel gazetelerinde yayımlanan yazılar hakkında çok fazla bir şey yok sitemde, "şu şöyle yazmış, bu böyle demiş" gibisinden... Çünkü sizin de yazdığınız gibi okumadan, körü körüne eleştiri yapmaya ben de karşıyım. Bu nedenle dikkat ettiyseniz sitemde genellemeler var çoğunlukla. Özele inmiyorum çünkü o kadar yakından takip etmiyorum. Ben kartelin evrimcilik, yalancılık mesleklerini eleştiriyorum, ilgili sayfalarda da resimlerle, yani delillerle konuyu örneklendiriyorum. Yaptığım şeyin de öyle ahım şahım bir iş olmadığını en başta kendim söylüyorum. Bir şey icat etmek değil sonuçta yaptığım; olanı ortaya çıkarmak, teşhir etmek. Bugün insanların büyük bir kısmı gözlerinin önündeki şeyleri algılamaktan, kulaklarıyla duyduklarını değerlendirmekten aciz hale gelmiş durumda maalesef. Bir şeyi çok sayıda insan yapıyorsa o şeyin doğru olduğu düşüncesi, bulaşıcı bir hastalık gibi sarmış insanları. Oysa çoğunluğun tercihinin çoğunlukla hatalı olduğuna dair pek çok delil vardır, fakat ben ayrıntılara girip konuyu uzatmayacağım. Düşüncelerimiz farklı olsa da sizin gibi geniş görüşlü bir insanla karşılaşmaktan dolayı memnunum. Tavsiyeleriniz için teşekkürler. Selametle...

aysema dedi ki...

Sevgili Site Editörü,

İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlarmış.

Sizinle pek çok konuda farklı düşünsek de belli bir noktada anlaştığımız için mutluyum. Güzel bir tartışma oldu. Birbirimizi tanıma olanağı bulduk. Anladık en azından.

Ne kadar bilsek de öğreneceğimiz çok şey var. Okumak, incelemek, sormak, soruşturmak, tartışmak bizlere yeni bakış açıları kazandıracaktır.

Sevgiyle kalın, dostça yaşayın.

LOAN COMPANY dedi ki...

Kisisel is baslatmak için bir kredi gerekiyor ?.
faturanizi ödemek için bir kredi gerekiyor mu?

Simdi kredi.teklif@gmail.com bize hemen kredi transferi ile devam etkinlestirmek için: Eger ilgileniyorsaniz lütfen bu e-postayi basvurun. Ayrica bu e-postaya burada bize ulasabilirsiniz: (finance_institute2015@outlook.com) Eger ilgileniyorsaniz dolgu ve bu bilgileri dönerseniz biz,% 2 faizle kredi veriyor.