1 Nisan 2009 Çarşamba

SOKAKTA ALENEN ÖPÜŞTÜLER (Devamı)


KOMİSER
( Öykünün başlangıcı önceki kayıtta. )

Komiser biraz düşündükten sonra delikanlıya:
- Hele şu işi bir ağız tadıyla anlat bakayım.
dedi.

.........

- Efendim, ablamın çocuğu olmuştu. Biz gidemedik. Bu bana dedi ki: "-Neredeyse ablanın yedi döşeği kalkacak, biz gidemedik, ayıp oldu, sen izin alsan da bugün gitsek. Ben yalnız gidemem, korkarım."

Komiser, delikanlının sözünü kesti:

- Demek bu da ablanı tanıyor?
dedi.

- Tanımaz mı, görümcesi...

- Ne? Görümcesi mi? Bu senin karın mı?

- Karımdır efendim.

- Bak memur efendi, karısı imiş! Şu bizdeki dalgınlığa bak! Bahtiyarlığın bu kadarına içimiz inanmamış!.. Soruyoruz, soruyoruz da, " - Karı koca mısınız? " diyemiyoruz! Ne dersin bu işe memur efendi?

Hafız Cemal, komiserin bu işi hafif tutmasına , alay etmesine gücenmiş olacak ki:

- Karısı olsun efendim, sokakta öpüşülür mü?
dedi.

Komiser mangalın kulpuna soktuğu maşayı alıp ateşleri düzelterek:

- Eee, karısına göre, dedi, öylesi vardır karanlık odada bile öpülmez...

Komiser, delikanlıya:

- Ha, anlat, sonra ne oldu?
diye sordu.

- Bu bana öyle söyledi, ben de bugün izin aldım, öğle paydosunda eve geldim. Bu hazırdı. Ben de giyindim, çıktık. Çapa'ya yürüdük, oradan tramvaya bindik, Çarşıkapı'da indik. Çocuğa hediye aldık. Oradan Süleymaniye'ye yürüdük. Dönüşte, Beyazıt'tan tramvaya binecektik. Binmedik. Gelen araba dolu geldi. Bu dedi ki: "- Ben kalabalıkta sıkılıyorum, yayan gidelim." Yorulacak ama, eh istiyor. "- Yürüyelim." dedim. Aksaray'a indik, oradan Yusufpaşa'dan vurduk, geliyoruz. Ben eniştemin taklidini yapıyorum, bu da gülüyor. Haseki'yi geçtik, bu bana : " - Hasan, biliyor musun şimdi canım ne istedi?" diye sordu. " -Ne istedi?" dedim. Bu su muhallebisini sever. " Su muhallebisi alalım." diyecek sandım. "Sapalım, Şehremini'nden alırız." diyecektim. Bu: "-Seni öpmek istedim." dedi. Bakındım, sokaklarda kimseler yok. " -Bırak şimdi, yürüyelim, eve geç kaldık." dedim. "- Evde yemeğim hazır, bir ısıtacağım!" diyor. Biraz daha yürüdük, gene bu: "- Ne olursun, dur biraz öpeyim, canım istedi." dedi. Bu yalan söylemez. Sahiden canı istemiş. Aklıma geldi. "Belki de iki canlıdır." dedim. Durdum, "- Gel öp!" dedim. Bu sarıldı, iki yanağımdan öptü. Sonra benim de içimden geldi. "- Dur bari ben de seni öpeyim!" dedim. Bu, başındaki atkıyı yanaklarından çekti, "- Öp !" dedi. Ben de öptüm. Bu polis efendi orada imiş, bizi görmüş, çevirdi, getirdi.


.............


Devamın devamı sonraki kayıtta...
Sizleri sıkmak istemiyorum, ama ayrıntılar da çok hoşuma gidiyor bu öyküde.
Sevgiyle...

12 yorum:

Parpali dedi ki...

Devamını merakla bekliyorum.

lale dedi ki...

sokakta öpüşmüş ya karıkoca en büyük suç)) ben de parpali gibi bekliyorum debvamını.

pRncfRn dedi ki...

Grrr! Bekliyorum devamını!

sufi dedi ki...

Benim de başıma geldi böyle bir olay, ilk oğluma hamileyim ve sürekli midem bulanıyor.Dolmuşun enarkasında yer bulduk eşimle.Çırçır fabrikasının önünden geçerken başım dönüp midem bulanınca başımı eşimin omuzuna koydum.Biranda şöförde bir feryat, arabayı durdurup bize;"inin arabadan " diye bağırdı.Anlayamamıştık nedenini.Arabası böyle şeyler için müsait değilmiş...Neyse halimi görünce yeteri kadar mahcup olmuştur sanıyorum.Polise teslim etmediğine şükretmek gerek değil mi?Sevgilerimle.

uykusuz dedi ki...

!!!! tam da yerinde

DemotikE dedi ki...

Selamlar.
Evet. Bu bir öykü.
Yıllar önce yazılmasına rağmen hala (dediğiniz gibi ayrıntılar) zevkle, buruk bir tebessümle okunuyor.
Ne varki; ülkemizde bu ve benzeri olaylar hala yaşanmakta. Bilhassa Anadolu'da (sadece yıldırmak amaçlı da olsa) hukuk alenen çiğnenerek (vatandaşın demokratik hak ve özgürlükler çizgisindeki hukuk bilgisi noksanlığı nedeni ile) inanın hergün onlarca kişi karakollara ve jandarma bölgelerinde jandarmaya çekiliyor.
Bunu hergün yayınlanan Emniyet'in asayiş raporlarından izlemek mümkün.
Pek çoğu rapor edilmesede, gözden kaçan ve rapor edilmemesi(!) gereken olayları izliyor ve öğreniyoruz.
Dostça kalınız.

aysema dedi ki...

Parpali, devamı tamam. Yanıt gecikti, özür.

aysema dedi ki...

Evet Lale en büyük suç sevgi gösterisi, bu fazla görünmüyor; kavgalara alıştırıldı toplumumuz.

aysema dedi ki...

Prncfrn, geldi bile...

aysema dedi ki...

Sufi, senin yaşadığın bu durum sanırım İstanbul'da yaşandı. Öyle yörelerimiz var ki değil eşine, çocuğuna bile büyüklerin yanında sevgi göstermek ayıp sayılıyor.
Asker mektuplarında eşine adıyla selam yazılamıyor. Hem de bu zamanda!..

aysema dedi ki...

Uykusuz, bitti öykü...

aysema dedi ki...

Demotike,
Gerçekten 1949 yılında yazılmış olan bu öykü çok şey anlatıyor. Ve günümüzde polis sözcüğü bizde iyi şeyler çağrıştırmıyor.Güven duygumuzu kaybettik galiba.

Oysa öyküdeki komserin şu değerlendirmesi çok hoş değil mi?

" Polisin gözü her yere bakar ama, istediğini görür. Polis dediğin ağır olur, vekarlı olur!"

Dostça...