13 Nisan 2009 Pazartesi

YAŞ MISIN KURU MU?


Yıl 1925... Büyük Atatürk, genç Cumhuriyetin yurttaşlarına ve dış ülkelere şu tarihi mesajı veriyordu:

" Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz..."

Yıl 2009... Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolunda, devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor.


Bugün şeyhlerin, dervişlerin, müritlerin ve de meczupların amaçlarının değiştiği gözlemleniyor. Artık amaç, bir şeriat devleti kurmak değil. Şeriat; ikdidarı, parayı, her türlü gücü ele geçirmenin sadece simgesel, klişeleşmiş adı. Mürtecilik yani gericilik de artık salt dinsel anlamda kullanılmıyor.

Tam bağımsız bir devleti ve kazanımlarını ortadan kaldırarak, ülkeyi uluslararası finans merkezlerinin denetimine sunmak da, geriye gitmek anlamında mürtecilik olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyor.

Bir tarafta , Türkiye Cumhuriyetini koşulsuz savunan, Atatürk ilke ve devrimlerinin sahibi ve takipçisi, aydınlanmacı, tam bağımsızlıkçı, sömürünün her türüne karşı, evrensel barıştan yana, yurtsever, ilerici, ulusalcı kesim var.Ancak, ne bir siyasi partiye, ne basın ve yayın kuruluşlarına, ne de kendilerini destekleyecek ulusal sermaye gücüne sahipler. Ülkenin elden gidişini sessiz çığlıklarla izliyorlar. İşlerini ve işyerlerini kaybedenler, üniversite kapılarında bekleyenler, sefalet sınırının altında yaşayanlar, ülke güvenliğini sağlamaya çalışırken baba ocağına tabut içinde dönenler ve olup-biteni izleyen milyonlarca örgütsüz, dağınık Türk vatanseverleri...

Karşı tarafta ise, ülkeyi etnik ve mezhepsel esasa dayalı olarak bölmeye, yer altı-yerüstü ekonomik kaynaklarını pazarlamaya, din devleti kurmaya ve halkın dinsel inançlarını sömürmeye, hatta Cumhuriyetin başına numara koymaya kararlı, zengin, güçlü, dış destekli, örgütlü vatan hainleri ve işbirlikçileri ile peşlerinden sürüklediği ulusal bilinçten yoksun diğer bir kesim...


ABD'de yaşayan çok ünlü bir hocaefendi! nin şu sözleri çok önemlidir:

" Adliyede, Mülkiyede veya başka bir hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır."


Ancak biz Cumhuriyetin savcılarına güveniyoruz. İçinde güvenilmezler olsa da hukukun üstünlüğüne inanan, suçluyu suçsuzdan ayıracak gerçek savcılarımız vardır. Ve onlar sayesinde gerçek suçlular hak ettikleri cezayı alacaklardır. Şemdilli'de birilerinin etkisi altında hukuksuzluğa yönelen savcı meslekten ihraç edilmiş ve soluğu ABD'de almıştır. Ne yazık ki suçsuz insanlar bu yüzden acı çekmiş, bir kişi de yaşamına son vermiştir.

Bugün de "Ergenekon" davasında gözetim altına alınanları görüyoruz TV'lerde. İçlerinde kurular da yaşlar da vardır. Bilmiyoruz, anlayamıyoruz. Ancak, gerçekler er geç ortaya çıkacaktır. Fazla acılar yaşanmadan gerçeklerin gün ışığına çıkması en büyük dileğimizdir.

Ve Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin temelleri sağlam atılmıştır. En büyük güvencemiz budur. İçerden ve dışardan yıkmaya çalışanlar avuçlarını yalayacaktır.

14 yorum:

Banu Durgunlu dedi ki...

Günaydın Aysema hn...Ah ben de üzüntü ve dehşet içerisinde izliyorum olanları:(
Hele Türkan hn'a çok üzüldüm...Yazık!
Korkarım ki,okullar da Atatürk şiirleri okuyorlar diye öğrencileri de toparlar bunlar!!!

beenmaya dedi ki...

onlar karartmaya çalıştıkça inadına aydınlıkta olmalı, kalmalıyız...

aysema dedi ki...

Sevgili Banu Günaydın,

Evet hepimiz üzüntü ve dehşet içinde izliyoruz.

Hepsi için üzülüyoruz, ama Türkan Saylan'a daha çok üzülüyoruz. Kendi sağlığını hiçe sayarak ülkemizin Çağdaş bir ülke olması için çalışan, kızlarımızın, kadınlarımızın aydınlanması için mücadele eden bir insan, bir bilim insanı, bir yurtsever aydın.

Ama emekleri boşa gitmeyecektir. sUÇLULAR CEZALARINI BULACAKLARDIR. Sap döner keser döner, bir gün de hesap döner... İnsanlık adına utanması gerekenler utanacaklar mı ki o zaman ?

aysema dedi ki...

İnadına aydınlık Beenmaya, inadına aydınlık...

Aydınlıklar karanlığı yenmelidir, yenecektir...

Atatürk, özellikle biz kadınlara insanca yaşama hakları getirmiştir. Onlardan vazgeçemeyiz.

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

dün Türkan Saylan yüzündeki ifadeyle verdi cevabı. Aşk mektuplarıma dokunmayın derken ne demek istediğini anladılar mı acaba. Artık dalga saymaktan da usnır bu millet biliyorlar mı acaba.

aysema dedi ki...

Ucu açık bir dalgalanma! Durmuyor, durulmuyor. Sonuç yok, insanlar suçlu mu değil mi çözümlenmiyor. İçerde yatıp duruyorlar. Suçsuz yere içerde bu kadar süre acı çekenler ne olacak? Bir de Atatürkçü ve Çağdaş Yaşamdan yana olan kimlikleriyle öne çıkmış kişiler, bir tesadüf mü? Yoksa suçları bu mu?

Laiklik karşıtı eylemlerin odağı oldukları yasayla da kanıtlanan kişiler bunları suçluyorlar. Bence kendi çıkarları yönünden haklılar.Çünkü suçlanan kişiler laiklikten yanadır ve onların yaptığını onaylammaktadırlar. Bu da birilerini çok sinirlendiriyor. Önlerindeki engelleri kaldırmak için her numarayı yapıyorlar.

Parpali dedi ki...

Gözlerine perde inmiş gibi tüm şu olanları görmeyenlere inat, umudu korumak gerek.

aysema dedi ki...

Bir kısmı gerçekten görmüyor, farkında değil, bilinçsiz; bir kısmı görüyor da sesini çıkarmıyor. Susuyor, sıra kendisine gelinceye kadar da susacak. Kimse yok mu, diye bağırdığında umarım sesini duyanlar olur. Ya da atı alan Üsküdar'ı geçmemiş olur Sevgili Parpali...

DemotikE dedi ki...

Sayın Aysema;
3 senedir kaleme aldığım konuları bir çırpıda geçmişsiniz.
Kutlarım.
Bunları ilk kaleme aldığımız dönemde, şahsen az saldırıya uğramadım.
Ne var ki; en fazla tepkiyi de cumhuriyetçi geçinenler göstermekte idi.
Toplumda "kutuplaşma" sebebi imiş yazdıklarımız:)
Neyse....
Merak ettiğim başka.
"Avuçlarını kim yalatacak?"
Yazmamışsınız. Ben onu merak ediyorum.
Radikal İslamın ele geçirdiği ordumuz mu?
Tavrı ve davranışı ortada olan hukuk sistemimiz mi?
Olmayan sivil toplum örgütleri mi?
Yoksa sadece ülkenin % 15 lerde olan, cumhuriyetçi halkı mı?
Yoksa Fetullahçı emniyet güçleri
mi?
Ermenilerden özür dilemeye kalkan aydın müsveddeleri mi yoksa?
Haaa..
Birde medya var. Dün kol kola olduğu şeriatçılar için "değişti" anlatısı yapan medya mı yoksa?
.....
"Kurunun yanında yaşın yanması"
konusuna gelince....
"Yaştan" kastınızı çok iyi anlıyorumda, "kurular" kim?
Bendeniz, onu merak ediyorum.
Dostça kalınız.




Ta

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Atatürk Türkiye Cumhuriyetinin temellerini çok sağlam atmış. İçerden ve dışardan yıkmak için eskiden de çok uğraşılmış. Bugün de uğraşılıyor. Ama başaramadılar, başaramayacaklar. Yursever, aydın,Atatürk aydınlığından vazgeçmeyecek sessiz çoğunluk var. Olan biteni dikkatle izliyor. Örgütsüz, dağınık, ekonomik sıkıntılar içinde. Ama yüreği vatan sevgisiyle dolu. Hukuka saygılı, olan biteni anlamaya çalışıyor. Gerektiği zaman dün olduğu gibi bugün de canını vatanı için vermeye hazır.

Ben ordumuzun radikal islamın etkisine girdiğine inanmıyorum. Bugün genel kurmay başkanını dinlemişinizdir. Daha ne desin? Orduyu yıpratmak isteyenler var, ama başaramadılar, başaramayacaklar.

Hukuka ve hukukun üstünlüğüne inanan cumhuriyet savcılarımız var. Yalnız bugünkü iktidar sayısal gücüyle ergenekon öncesi yasayı düzenlemiş, ona göre davayı götürüyor. Hep onlar iktidarda kalacak değiller. Seçimde neler yapıldığını da bilmiyoruz değil mi?

İkinci Cumhuriyetçiler de var, evet tosuncuklar, çıkarcılar, işbirlikçiler,yardakçılar... Hepsi var. Medyayı ele geçirdiler...

Ama sap döner keser döner. Herkes bir gün hesap verir değil mi? Bir dahaki seçimlerde gidiciler bence.

Sevgili Demotike, Ergenekon dedikleri torbanın içine ne buldularsa doldurdular. Onların içinde kanlı katiller de var. Susurluk kazasından sonra az mı ışıkları yakıp söndürmüştük unuttunuz mu?
Asla biraraya gelmeyecek kişileri zorla biraradaymış gibi göstererek gözdağı veriyorlar, korku imparatorluğu yaratıyorlar. Umutsuzluğa düşmemizi istiyorlar. Ben umudumu yitirmek istemiyorum. Bence siz de biraz daha umutlu olun. Umudumuzu yitirirsek baştan kaybetmiş oluruz diyorum.

Yıldızlı fırça dedi ki...

ben her gün kendime şunu söylüyorum...Hiçbir acı sonsuza dek sürmez.....

aysema dedi ki...

Sevgili Yıldızlı Fırça,

Ve güneş balçıkla sıvanmaz...

Sevgiler.

Evren dedi ki...

karartıklarını mı sanıyorlar... dalga dalga azaltmaya çalıştıkça dalga dalga çoğaltıyorlar... ÖZGÜR, ÇAĞDAŞ, LAİK, TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE DE YAŞAMAYI SEVİYORUZ BUNU DEĞİŞTİREMEYECEKLER
AYDINLIĞA UYANMAK BİR SEÇİM... BENİM OYUM ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYE

aysema dedi ki...

Sevgili Evren,

Evet sorun aydınlıktan yana mı olacağız karanlıktan yana mı? Aydınlıkla Karanlığın mücadelesi bu.
Aydınlıklar karanlığı yenecektir. Benim oyum da Atatürk Türkiyesinden yana...